Yönetim Mevzuat Tüzük İletişim   26.09.2017

AK Enerji
AKÖZ Grubu
BAYINDIR Holding
BEREKET ENERJİ
BİLGİN ENERJİ YATIRIM HOLDİNG
BOREAS ENERJİ
Borusan EnBW Enerji Yatırımları ve Üretim A.Ş.
ÇALDERE
ÇİMTAŞ ÇELİK İMALAT MONTAJ ve TESİS A.Ş.
Das Mühendislik ve Enerji Yatırımları A.Ş.
ENİMEKS
Epuron GmbH
ERKO Şirketler Grubu
GALKON
GÜNGÖR ELEKTRİK
GÜRİŞ İnşaat ve Mühendislik A.Ş.
HAREKET Proje Taşımacılığı ve Yük Mühendisliği A.Ş.
HEXAGON Danışmanlık ve Ticaret A.Ş.
HİDRO DİZAYN
KARESİ ENERJİ A.Ş.
LNG Process A.Ş.
MASTER DANIŞMANLIK MÜMESSİLLİK VE TİCARET  A.Ş.
OZG Enerji İnşat Taahhüt Sanayi ve Ticaret A.Ş.
PERFECT WIND
RES ANATOLIA
SANKO ENERJİ
SOYAK Holding
TÜRKERLER İnşaat
USLUEL A.Ş.
Vestas Türkiye
YENİGÜN İnşaat
YILDIRIM GRUP
ZORLU Holding
© 2005 RESSİAD
 
Makaleler
RESSİAD YEŞİL SERTİFİKA ÇALIŞTAYI (RESSIAD GREEN CERTIFICATE WORKSHOP) 28.04.2006

Hayrettin Reşat KÖYMEN
- 00.00.0000
RESSİAD Yönetim Kurulu Üyesi
 

Burada, 28 Nisan 2006 tarihinde Ankara’da RECS, AIB ve TOBB-ETÜ işbirliğinde, yaklaşık 200 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen, “Türkiye’de Yenilenebilir Enerji ve Yeşil Enerji Sertifikası Uygulamasına Geçiş Çalıştayı”ndaki açılış konuşmaları ile teknik oturumlardaki konuşmacıların power-point düzenlemeli görsel sunumları yer almaktadır.

 

28 Nisan 2006 günü TOBB-Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi RESSİAD’ın uluslararası çalıştayına ev sahipliği yapıyordu

RESSİAD tarafından RECS ve TOBB - ETÜ (Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi) İşbirliği ile düzenlenen " Türkiye’de Yenilenebilir Enerji ve Yeşil Enerji Sertifikası Uygulamasına Geçiş Çalıştayı 28 Nisan 2006 Cuma günü Ankara Söğütözü’ndeki TOBB Ekonomi Teknoloji Üniversitesi Rektörlük binası salonlarnda 200 kişinin katılımıyla gerçekleştirildi. Çalıştayın açış konuşmaları sırasıyla RESSİAD Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özcan Ültanır, TOBB-ETÜ Rektörü Prof. Dr. Tahsin Kesici, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu tarafından yapıldı.

Çalıştayda fuayeden ve toplantı salonundan görüntüler

RESSİAD, kendisi gibi sivil toplum kuruluşları (nongovermental organization) olan AIB (Association of Issiung Bodies) ve RECS (Renewable Energy Certificate System) ile anlaşarak düzenlediği bu çalıştayla, Hükümetlere bağlı resmi kota sertifikalarından ayrı olan ve Günüllü Sertifika (Honorary Certificate) da denilen yeşil sertifika uygulamasını Türkiye’de başlatmak için ilk adımı atmış bulunuyor. Avrupa’da serbest elektrik pazarına entegre olarak çalışan bir yeşil sertifika pazarı var. Bu pazarda geçerli olan yeşil sertifikalar ile firmalar AB üyesi olan ve olmayan ülkelerdeki firmalarla enerji ve sertifika ticareti yaparak, yükümlülüklerini yerine getirebiliyorlar. Söz konusu yeşil sertifikalar yeni yapılan santrallara verildiği gibi, karakteristikleri uygun mevcut santrallara da verilebiliyor. Türkiye’de Yeşil Sertifika verecek yetkili kuruluş, yani sertifikalandırma kuruluşunun (issuing body) RESSİAD olması kararlaştırılmış bulunuyor. RESSİAD önümüzdeki dönemde bununla ilgili yapısal düzenlemeleri hızla gerçekleştirecek.

RESSİAD, Atatürk’ün gösterdiği doğrultuda yüzünü Batıya döndü ve Avrupa piyasasını hedef aldı

Yeşil sertikilandırma sisteminin ve yeşil sertifikaların tanıtıldığı bu çalıştayda, açış konuşmaları ile davetli RECS ve AIB temsilcileri tarafından yapılan konuşmalara ilişkin bilgisayar sunumlarını aşağıda yer almaktadır:

RESSİAD Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özcan Ültanır’ın Çalıştayı açış konuşması:

Sayın TOBB-Başkanım, Sayın Rektörüm, RESSİAD’ın sayın üyeleri, RECS ve AIB’nin sayın temsilcileri, saygıdeğer katılımcılar, sayın konuklar hoş geldiniz.
 
Yenilenebilir enerji kaynaklarınca zengin olan Türkiyemizde bu kaynakların, ülke ekonomisine katma değer yaratılması için olduğu kadar, sektör yatırımcılarımızın gelir beklentilerini karşılayacak biçimde değerlendirilmesi gerekir. Ulusal ekonomi açısından makroekonomik çıkarlar ile sektör firmalarımızın mikroekonomik çıkarlarının dengelenmesi yatırımların gelişmesini sağlayacak temel ilkedir.
 
Diyoruz ki, sularımız boşa akmasın, rüzgarımız boşa esmesin. Boşa akan su da, boşa esen rüzgar da dolar kaybıdır. Bunları elektriğe dönüştürerek ulusal ekonomiye katkı yapalım, bu yatırımları yapan işadamlarımız da hak ettikleri kazançları elde edebilsinler.
 
İşte bugün, firmalarımızın gelir beklentilerine katkı yapacak, yeni bir ticaret kapısı açarak ek kazanç sağlayacak, ülkeye döviz getirecek bir uygulamanın, Avrupa’ya yeşil elektrik ihracı ve Avrupa’da yeşil sertifika ile emisyon ticaretine katılmanın yolunu açacak mekanizmaları tartışacağız.
 
Bu nedenle katılımcılarımız genellikle iş dünyasının temsilcileri işadamlarımız. Şu anda aramızda 108 firmayı temsil eden 151 işadamımız var. Yani sektörümüz  şu anda RESSİAD ve TOBB-ETÜ çatısı altında bulunuyor. Sektörümüzü kucaklamış olmaktan onur ve mutluluk duyuyoruz.
 
RESSİAD, temiz enerji teknolojileri ile yerli doğal kaynaklardan serbest piyasa için enerji üretimini öncelikli politika kabul etmiş, serbest piyasayı temel ilke edinmiş, rekabet ortamında üretimden yana, devlet subvansiyonuna bel bağlamayan, ama ulusal ve uluslararası ortamda üyelerinin kazancını artırıcı enerji ticaretinin geliştirilmesi için çaba gösteren bir sivil toplum kuruluşudur. Bunun için kaynaklarımızın geliştirilmesi, piyasamızın geliştirilmesi için gerekli bilimsel-teknik ve politik çalışmaları da yapmaktadır. Bundan sonra yenilenebilir enerji yatırımcısının Avrupa’da geçerli yeşil sertifika alması için başvuracağı yer de RESSİAD olacaktır.
 
Bilim adamı ve mühendis olarak rüzgar ve su kaynaklarımız için teorik, teknik kullanılabilir, ekonomik diye yüzlerce milyar kWh’lerle ifade ettiğimiz potansiyellerden, 2020 yılına kadar kurulması gereken on binlerce megawat güçten söz ederiz.
 
Ekonomist ve işadamı olarak baktığımızda serbest piyasa içinde bu potansiyel ve hedeflerin fazla bir önemi yoktur. Çünkü potansiyel ve hedefleri sınırlayan, ya da kullanılabilir potansiyel ve uygulanabilir hedefleri belirleyen bir tek data vardır. O da elektriğin ortalama piyasa fiyatıdır.
 
9 gün önce Resmi Gazete’de yayınlanan Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun üç hafta önce aldığı kararla 2005 yılı Türkiye Ortalama Elektrik Toptan Satış Fiyatı 8.36 Ykr/kWh olarak ilan olunmuştur. Yani bugünkü kura göre 6.29 cent/kWh.
 
Bu demektir ki, ürettiğiniz elektriğin kWh’ini 6.29 centten satarak yatırımınızı finanse edip, santralınızı işletip kâra geçebiliyorsanız projeniz fizibıldır. Tabii bu fiyatla fizıbıl olamayacak projeler de vardır. İşte bugün için değerlendirilebilecek potansiyel, ulaşılabilecek hedef 6.29 cent/kWh ile sınırlanmıştır.
 
Peki, 6.29 cent/kWh yukarı çekilemez mi? Çekilebilir. Bunun için uygulanabilecek mekanizmalar:
 
1-     5346 Sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun’un 6’ncı maddesi uyarınca, yenilenebilir enerji toptan satış fiyatı için Bakanlar Kurulu tarafından yapılabilecek en fazla yüzde 20 oranında artırım. Yılbaşında ilan edilecek bu artırım bu yıl için yapılmamıştır, yapılırsa gelecek yıldan başlayarak, 2011 yılına kadar yapılacaktır, ama Hazine’ye yük getirecek bu uygulamaya fazla umut bağlanmamalıdır.
 
2-     Dağıtım şirketi olarak TEDAŞ yenilenebilir kaynaklardan üretilen elektrik enerjisini bugüne kadar piyasa fiyatının (TETAŞ Satış Fiyatının) yüzde 10 altından almıştır. TEDAŞ, tüzel kişilik tanınmış bölge dağıtım şirketlerinin yenilenebilir enerji yatırımcısından direkt enerji alımını da yasalara aykırı olarak Yönetim Kurulu kararı ile engellemektedir. Oysa, dağıtım özelleştirmesi veya işletme hakkı devirleri yapılmadan önce de bölgesel dağıtım şirketlerinin pazarlıkla üreticiden direkt alım yapmasına izin verilmelidir. Bunu kısaca açmak isterim. TEDAŞ bugün için üreticimizden yeşil elektriği bir ayrıcalık tanımadan 8.26 Ykr/kWh TETAŞ fyatının yüzde 10 eksiğine, yani 7.43 Ykr/kWh üzerinden almakta, ama örneğin BEDAŞ’a 10 Ykr/kWh fiyatla satmaktadır. Bizim üreticimizin TEDAŞ yerine BEDAŞ’a ya da diğer bir bölgesl dağıtım şirketine direkt satışına izin verilse, fiyat 10 YKr/kWh’a (7.53 cent/kWh) çıkacak ve Bakanlar Kurulu’nun yapabileceği yüzde 20 artışa gerek kalmadan 10 Ykr/kWh’e yükselmiş olacak, hem üretici ve hem de Hazine rahatlıyacaktır.
 
3-     Yenilenebilir enerjinin yurt dışına ihracı olanaklıdır ve Avrupa’dan Türkiye piyasa fiyatının üzerindeki fiyatlardan alım teklifleri vardır. Bu ticaret için yeşil enerji sertifikası gerekmektedir. Ayrıca Türkiye-Avrupa UCTE bağlantısının bir an önce tamamlanması, elektrik ihracının önünün açılması gerekir.
 
4-     Yenilenebilir enerji yatırımcısı Avrupa’da geçerli olacak yeşil enerji sertifikası ile Avrupa’da emisyon ticaretine de katılabilir. Emisyon ticaretinden de ek bir gelir elde edebilir.
 
Her şeyden önce belirtelim ki, 6.29 cent/kWh’ın yukarı çekilmesi, gerçekleşecek proje sayısını artıracak, potansiyellerimizi boşa akmaktan, boşa esmekten kurtaracaktır. Ancak, sanayicimiz, konuttaki tüketicimiz elektrik fiyatlarının yükselmesini istememekte, kaldı ki enerji pahalılığından yakınmaktadır. Öyleyse, bu maksimizasyon ve minimizasyon sınırları arasında optimal bir çözüm bulmak gerekir. Bu açıdan bakılınca, sıraladığımız 4 mekanizmadan Türk tüketicisine bir yük yansıtmayacak son üç mekanizma önemlidir. Zaten birinci mekanizmanın ne kadar çalışacağı, Bakanlar Kurulu kararının ne getireceği kuşkuludur. Dolayısıyla, geri kalan üç mekanizma da uygulanmalıdır.
 
Bugünkü konumuz olan son iki mekanizma ise, yani yeşil elektrik ihracı ve emisyon ticareti yeşil sertifikaya bağlı olan uygulamalardır.
 
Çalıştayımızda yeşil sertifika için sertifikalandırma kuruluşlarını tanıyacak, yeşil sertifika pazarındaki talebi, Türkiye’nin yeşil sertifika projesine katılımını hep birlikte etüt edeceğiz.
 
Sözlerime son vermeden önce Türkiye’de yeşil sertifika uygulaması için RESSİAD ile ortaklığı kabul eden RECS temsilcilerine teşekkür ediyoruz.
 
TOBB Başkanı Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu’na  çalıştayımıza verdikleri destekten ve işbirliğinden ötürü minnettarız ve teşekkür ediyoruz.
 
Bu Çalıştay’da işbirliği yaptığımız TOBB Ekonomi Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sayın Tahsin Kesici hocama, üniversite yönetimine ayrıca teşekkürü bir borç biliyoruz. TOBB Ekonomi Teknoloji Üniversitesimizle RESSİAD’ın enerji işbirliği kapsamı genişletilerek sürdürülecektir. Karşılıklı anlayışla bu konuda mutabakat sağlamış olmaktan da mutluyuz.
 
Çalıştayımızın finansmanında bize destek olan değerli sponsorlarımızı alfabetik sırayla sayıyorum;  AK ENERJİ, ALSTOM, BP TÜRKİYE, CKF BLANSKO, ENER ENERJİ, GARANTİ BANKASI, GE ENERGY, GLOBAL HYDRO, SIEMENS VA TECH HYDRO, ZORLU ENERJİ. Bu şirketlerimize minnet dolusu teşekkürler.
 
Çalıştayımıza başarılar diler, hepinize saygılar sunarım.
 
 
TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’nun  Çalıştayı açış konuşması:
 
 
Şahsım ve TOBB adına hepinizi saygıyla selamlıyorum. Ülkemiz ekonomisindeki payı tartışılmaz bir önem taşıyan enerji sektöründe, geleceğin şekilleneceği, tarihi bir dönem yaşıyoruz.

Nasıl ki, bugün bedelini hep birlikte ödemekte olduğumuz, 90’lı yıllardaki hatalı kararları artık hep birlikte idrak etmişsek, bugün alınacak kararların, yarınımızı belirleyeceğini unutmamalıyız.

Elektriği en pahalı üreten ve kullanan, ülkelerden biri olarak, enerji konusu, özel sektörümüzün ayağındaki prangalardan biridir. Bu sebeple, reel sektör olarak, hem enerji kaynaklarımızın çeşitlendirilmesini, hem de enerji piyasalarının serbestleşmesini talep ediyor ve destekliyoruz.

Bugüne kadar çeşitli illerde yapılan doğalgaz dağıtım ihalesiyle, dağıtım işinin, verimsiz kamu işletmeciliği tekelinden kurtarılması, kamunun belirlediği fiyatların yanlışlığını göstermiştir. Enerji piyasasını liberal hale getiren İngiltere’de, fiyatlar yüzde 37, Almanya’da yüzde 15, ucuzlamıştır. Bizse, serbestleşmeye geçemediğimiz için, sadece son 10 yılda 10 milyar dolar kayıp-kaçak faturası ödedik.

Bakın Kayseri’ye, dağıtımı özel sektör yapıyor. Kaçak oranı yüzde 7 civarında. Bu bile başlı başına yeterli bir örnektir. Kısacası, özelleştirme olmadan serbestleşme mümkün değildir. Elektrik piyasasında kamu tekelinin ortadan kaldırılması için, özelleştirmeler ivedilikle yapılmalıdır.

Öte yandan elektrik üretiminde doğalgazın payı yüzde 43’e yükselmiştir. Oysa Avrupa ülkelerinde ve hatta doğalgaz üreticisi olan Rusya’da bile, bu oran yüzde 30’u geçmiyor. Elbette doğalgaz, hem daha ekonomik, hem daha verimli, hem de çevre açısından, çok daha az risk içeren bir enerji kaynağıdır. Ama, tek bir kaynağa bu kadar bağımlı olunca, buradaki fiyat oynamalarının yol açtığı risk de, o kadar fazla oluyor.

Türkiye geçen yıl, doğal gaz ithalatına 5,5 milyar dolar ödemiştir. 2005 yılında, doğal gaz ithalatı yüzde 22 artarken, fiyattaki yüzde 38’lik büyüme nedeniyle, ödenen para toplamda yüzde 68 oranında büyümüştür. Sadece 2005 yılındaki fiyat artışı, 1.5 milyar dolarlık ek bir fatura çıkardı. Esasen, doğalgaz fiyatı, 2002’den sonra devamlı artmaktadır. Türkiye’nin doğal gaz alım fiyatı 2000 ve 2001’de ortalama 134 dolar düzeyindeydi. 2002 yılındaysa 120 dolara kadar düştü. 2003 yılında 141 dolara, 2004’de 148 dolara, 2005’de ise 203 dolara yükseldi.

Buradan çıkartılması gereken ders, enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi gereğidir. 2005 yılı elektrik üretiminin, yüzde 75’i termik santrallerden, yüzde 25’i hidroelektrik santrallerinden temin edilmiştir. Üstelik, termik santrallerin elektrik üretimi yüzde 18 artarken, hidroelektrik santrallerin üretimi yüzde 14 azalmıştır.

Sonuçta, elektrik üretiminde dış kaynağa bağımlılık yüzde 55’i geçmiştir. Bu da, kıt petrol ve doğalgaz rezervine sahip olan Türkiye’yi, enerji üretiminde, dışarıya bağımlı kılıyor. Bu yüzden hem hidroelektrik santral kapasitemizi artırmak, hem de, güneş, rüzgâr ve jeotermal enerjiden, daha fazla yararlanmak durumundayız.

Bugün bir Danimarka, elektrik enerjisinin yüzde 20’sini rüzgârdan sağlayabilirken, bizdeki oranın binde 1’e bile ulaşmamış olması düşündürücüdür. Bir araştırmaya göre, Avrupa’da rüzgârdan elde edilen elektrik enerjisi, bugün 40 milyon insanın evlerindeki her türlü ihtiyacı karşılayabilecek kapasiteye ulaşmış durumdadır.

Avrupa ülkeleri, yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırımı, teşvik kapsamına aldı. Bizdeyse, nükleer santral yapımı, gündemin ilk sıralarına taşınırken, yenilenebilir kaynaklardan elektrik enerjisi üretiminin, aynı ilgiliyi görmemesi, üzücüdür. Stratejik açıdan, nükleer enerji de dahil, farklı enerji kaynaklarına yönelmeyi, olumlu buluyoruz. Ama nükleer enerjinin yanı sıra, hatta daha önce, yenilenebilir enerji kaynaklarına yapılacak yatırımların, teşvik edilmesi gerektiğine inanıyoruz.

RESİAD’ın bu konuda yürüttüğü çalışmaları yakından takip ediyoruz. Sizlerle birlikte çalışarak, yatırımcılarımızın bu alanda karşılaştığı sorun alanlarını belirlemeye ve birlikte çözmeye hazırız.

Diğer taraftan, RESİAD’ın, Avrupa’da geçerliliği olan, yeşil enerji sertifikası konusunda ulaştığı noktayı, ülkemizin ve sanayimizin geleceği açısından, fevkalade sevindirici bulduğumu da belirtmek istiyorum.

RESİAD’ın, sahip olduğu bu vizyon doğrultusunda, çalışmalarını daha da ileri noktalara götüreceğine eminim.

Ekonomi ve Teknoloji Üniversitemizin de, bu konuya verdiği önemi görmekten ve bu toplantıya sağladığı katkılardan, ayrıca büyük bir memnuniyet duyduğumu, ifade etmek istiyorum.

Sözlerime burada son verirken, bu anlamlı çalıştayı düzenleyen, Prof. Dr. Mustafa Özcan Ültanır’a ve RESİAD üyelerine teşekkür ediyor, tüm katılımcılara saygılarımı sunuyorum.

 

Daniel Becker sunuşunu yaparken
 
Daniel Becker-EU policy for renewable energy: The European context (Yenilenebilir enerji için AB politikası: Avrupa perspektifi)
 
 
 
 
 
RECS Genel Sekreteri Peter Niermeijer sunumunu yapıyor
 
 
Peter Niemeijer - Introduction to RECS- RECS international mission and strategy (RECS’in tanıtımı - RECS’in uluslararası misyonu ve stratejisi)
 
 
 
 
BP Türkiye Başkanı Tahir Uysal sunumunu yapıyor
 
BP Türkiye Başkanı Tahir Uysal’ın konuşması
 
Değerli Misafirler,
 
Kısa adı RESSİAD olan, Rüzgar Enerjisi ve Su Santralleri İş Adamları Derneği’ni, ülkemizin ve dünyanın gündeminde olan konular çerçevesinde böyle bir etkinlik gerçekleştirmiş olmasından dolayı kutluyorum. Ve sizlere hitap etme fırsatı sunmuş olmalarından dolayı da kendilerine ve siz değerli katılımcılara teşekkür ediyorum.
 
Yenilenebilir Enerji, tüm dünyada BP’nin faaliyet alanlarından birini oluşturmaktadır. BP yenilenebilir enerji meselesini "sürdürülebilir kalkınma" kavramı içinde ele almaktadır. Bugün mevcut tüm yenilenebilir ve alternatif enerji kaynakları, dünya talebinin sadece yüzde 2.5’ini karşılamaktadır ve bu enerjinin büyük bölümü biyolojik kökenli maddelerden sağlanmaktadır.
 
BP, 2005 yılında Alternatif Enerjiler İş Kolu’nu kurmuştur. Bu iş kolu, güneş enerjisi, rüzgar enerjisi, doğalgaz ve hidrojen enerjisi gibi yenilenebilir enerji kaynakları konusunda yapılmakta olan çalışmaları aynı çatı altında toplamamıza olanak sağlamışıtır. Bu iş kolu güneş, rüzgar ve hidrojen gibi alternatif enerji kaynaklarına önümüzdeki 10 yılda 8 milyon dolar yatırım yaparak, daha az karbon emisyonuyla çevresel katkının artırılmasını hedeflemektedir.
 
BP olarak, Türkiye’de de yenilenebilir enerji kaynakları ile ilgili pazarın oluşmasını ve bu alanda yasal düzenlemeler yapılmasını, desteklenmesi gereken bir konu olarak değerlendirmekteyiz.
 
Tüm dünyada enerji ürünlerine olan talep artarken, bunların kullanımının, atmosferde giderek yoğunlaşan karbon’un yarattığı çevre sorunlarından kaynaklanan riski de artıracağı gerçeği, petrol ve doğalgaz sektöründe faaliyet gösteren tüm şirketler tarafından kabul edilmektedir.
 
Sürdürülebilir bir kalkınmanın gerçekleştirilmesinde, insan kaynaklı sera gazı emisyonlarının azaltılmasının büyük önem taşıdığı açıktır. 1992 Rio ve 1997 Kyoto konferanslarında somut adımlar atılması için girişimler başlatılmıştır. Kyoto Protokolü, özellikle gelişmiş ülkelerin sera gazı emisyonlarını 2008-2012 yılları arasında 1990 yılını seviyelerinin en az %5 altına indirmelerini öngörüyordu. Kyoto Protokolü’ne önem kazandıran en önemli unsur, sözkonusu protokolün sera gazı emisyonlarının azaltımına ilişkin hedefler göstermiş olması ve bunda kullanılabilecek çeşitli mekanizmaları getirmiş olmasıdır.
 
Bu mekanizmaların bir tanesi de, bildiğiniz gibi, Emisyon Ticareti’dir.
 
Emisyon ticareti, esasında çok basit bir mekanizmadır. Belirlenen emisyon azaltımı hedeflerine hızla ulaşmak için, firmalara düşük maliyetli bir pazar çerçevesi sağlayan bir sistemdir. Buna göre, sera gazı emisyonunu belirtilen hedeften daha fazla azaltan bir şirket/ülke, gerçekleştirdiği bu ek indirimi başka bir taraf şirkete/ülkeye satabilmektedir.
 
Karbon vergisi, bir fiyat belirleyip emisyon miktarını ona göre ayarlama yapmaya zorluyor iken, emisyon permisi sistemi emisyon miktarını belirlenmiş kota ile sınırlamakta ve permiler için oluşacak arz ve talep koşullarına göre fiyatın oluşmasını piyasaya bırakmaktadır.
 
Kısacası emisyon ticareti, zararlı gazlara ölçülebilir bir değer biçilmesiyle, sera gazı emisyonlarının azaltılmasını gerçek anlamda teşvik eden, piyasa odaklı bir mekanizmadır. Bu ticaretin, zararlı gaz emisyonunun azaltılmasına ve bu amaçla şirketlerin yenilikçi süreç ve teknolojileri devreye almasının teşvik edilmesine yönelik son derece etkili bir yöntem olduğuna inanıyoruz. Nitekim, bazı çevrelerde emisyon ticareti, bugüne dek görülen en büyük çevresel yasal düzenleme girişimi olarak da tarif edilmektedir.
 
Şimdi biraz da BP’nin emisyon ticareti konusunda yaptıklarından bahsetmek istiyorum.
 
BP olarak, emisyon yönetimi ve ticareti alanında büyük tecrübeye sahip olduğumuza inanıyoruz. Karbondioksit emisyonu hedeflerimize ulaşabilmek amacıyla 1999 yılında kendi bünyemizde emisyon ticaretine yönelik bir pilot proje başlattık. BP, 2002 yılının Nisan ayında ise, ulusal sera gazı piyasasında dünyanın ilk kayıtlı emisyon ticareti işlemini gerçekleştirdi.
 
BP, Avrupa Birliği Emisyon Ticareti Sistemi’nin (ETS) 2005 yılı Ocak ayında hayata geçirilmesi için yapılan hazırlıklarda aktif olarak görev aldı. Dünyanın sera gazı emisyonuna yönelik en büyük programı olan AB ET sistemi, küresel bir karbon piyasasının gelişimine de öncülük ediyor. Şu anda da Avrupa Birliği Emisyon Ticareti Sistemi’nde lider konumundayız.
 
Petrol, doğalgaz ve enerji piyasalarında tecrübe sahibi olan çevre, teknoloji ve yönetim uzmanlarını bir araya getirerek, şirketimiz bünyesinde emisyon ticareti faaliyetlerimizin yönetimi için Emisyon Piyasaları Grubu’nu oluşturduk ve iki tane “trading desk”, yani alım-satım grubu kurduk. Biri Londra’da, biri de ABD’nin Houston şehrinde olan bu gruplar emisyon ticareti işlerimizi yürütmektedir.
 
Londra’daki grup, AB ET sistemi’nde bulunmakta, ve tamamen CO2 emisyonları üzerinde çalışmaktadır. Houston’daki grup ise daha çok kükürt dioksit ve nitrojen oksit üzerinde çalışmaktadır. BP’nin ABD’deki emisyonlarının tümü, oradaki emisyon ticareti sistemi tarafından kapsanmaktadır. Houston’daki grup aynı zamanda RECS dediğimiz yenilenebilir enerji sertifikaları alım-satımı yapmaktadır.
 
İlk kurulduğunda, bu alım-satım grupları daha çok BP rafinerilerinin çevresel hedeflerini ulaşmalarını sağlamayı amaçlıyorlardı. Ancak şimdi ise, grup kendi içinde bir kar merkezi haline gelmiştir.
 
AB’nin 25 üye ülkesi, ETS kapsamında neredeyse 12.000 tesise ev sahipliği yapmaktadr. Emisyon ticaret hacimleri Ocak 2005’den itibaren ciddi bir şekilde büyüyerek, şu anda günde bir milyon ton miktarını aşmış durumdadır.
 
BP olarak, toplumsal ve çevresel hedeflerimize ulaşmak için emisyon ticaretini kilit bir unsur olarak görmekteyiz. ETS’nin, emisyonların azaltılması yolundaki global itici güçlerden biri olarak ileride daha da yaygınlaştırılması gerektiğine inanıyoruz.
 
Türkiye’ye gelince, Türkiye dışında tüm AB üye ve aday ülkeleri Kyoto Protokolü’nü imzaladı. Bu nedenle protokol, AB katılım müzakerelerinde gündeme gelecek ve sürecin en önemli kalemlerinden birisi olacaktır.
 
Türkiye’nin en kısa sürede envanter raporlarını hazırlaması gerekmektedir. Bu raporlarla, hangi kaynaktan ne kadar sera gazı emisyonu çıktığı ortaya çıkacak ve bu veriler elde edilir edilmez bir yol haritası ve tarih belirlenerek hazırlık yapılacaktır.
 
Bazı değerlendirmelere göre, Türkiye Avrupa’ya yeşil elektrik ihraç ederek ve emisyon ticareti yaparak her yıl milyarlarca dolar kazanma potansiyeline sahiptir. Bazı değerlendirmelere göre, 2012’de emisyon ticareti pazarının toplam büyüklüğü 20-50 milyar dolar arasında olacaktır.
 
Değerli Misafirler,
 
Söylendiği gibi, gereklilikler, buluşların itici gücüdür. Şu anda emisyon ticareti sistemi yürüyor, ancak tabii ki yeni arayışlar da var. Emisyon pazarlarının ticari hale gelmesi, emisyon yönetiminin işletmelerde ana faaliyetlerin ayrılmaz bir parçası haline gelmesini sağlamıştır.
 
Tüm bu çalışmalar ve teşvikler, temelde sürdürülebilirlik adına yapılmaktadır. Dünya çapında sürdürülebilir bir yaşam için, şimdiki kuşakların ihtiyaçlarını gelecek kuşakların fırsatlarından ödün vermeden sağlamanın gerekliliği tartışılmaz bir gerçek olarak karşımızda durmaktadır. Çözümleri hayata geçirmek için hükümetlerin, sivil toplum kuruluşlarının, toplumların ve bireylerin işbirliği gereklidir.
 
Siz değerli misafirlerimize ve RESSİAD yönetici ve üyelerine teşekkür eder, başarılar dilerim.
 
 
 
 
 
 
               Rifat Hisarcıklıoğlu basının sorularını yanıtlıyor          Delegeler sponsor firma standlarını geziyorlar
 
 
Prof. Dr. Ültanır TRT  ve Kanal A  televizyon kameraları önünde soruları yanıtlıyor
 
 
 
                         John Hov Lauritzen sunumunu yaparken             Phil Moody sunumunu yaparken                                  
 
Jon Hov Lauritzen - Introduction to AIB (AIB’nin tanıtımı)
 
 
 
Phil Moody - What is the AIB and what are the activities? (AIB ve faaliyet alanları nedir?)
 
 
 
Jon Hov Lauritzen - Enerji sertifika sistemleri ve pazar yapısı (Energy certificate systems and market structute)
 
 
 
Phil Moody- Enerji kaynağı garantisi, RES kaynakları ve teknolojileri (Guarantee of origin, RES sources and technologies)
 
 
 
Jon Hov Lauritzen - Enerji sertifikası sistemleri ve regülasyon, sertifika transferi (Energy certificate systems and regulation, certificates transferred)
 
 
 
Peter Niermeijer - İkili anlaşmalar (Bilateral agreements)
 
 
 
Kayrıl Karabeyoğlu - Garanti Bankası’nın yenilenebilir enerji projelerine yaklaşımı (Garanti Bank presentation for renewable energy projects)
 
Phil Moody - Türkiye’nin diğer Avrupa ülkelerine bağlantısı için atılması gereken adımlar (Next steps to have a linkage from Turkey with the rest of Europe - Forming a national team, setting up an issuing body and commencing trade
 
 
 
 
 
Çalıştay bildiri sunucuları delegelerin sorularını yanıtlıyorlar
 
 
 
Prof. Dr. Mustafa Özcan Ültanır ve Nuh Nadi bakır Çalıştay’ın kapanış oturumunda
 
Çalıştay, RESSİAD Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özcan Ültanır ve RESSİAD Üyesi ERE Hidroelektrik Üretim ve Ticaret A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Nuh Nadi Bakır’ın yeşil sertifika için RESSİAD’ın gönüllü kuruluş olarak çalışmaları başlattığına ilişkin açıklamaları, bu uygulamanın ülkemizde yeni bir ticaret kapsını açacağına ait görüşleri, RESSİAD’ın tabanını ve üye sayısını artmasına yönelik dilekleri, yabancı konuk konuşmacılara teşekkürleri ile sona erdi. ©
 
 
Çalıştayla ilgili haber ve diğer resimler için: http://www.ressiad.org.tr/dhie.php?t=haberler&ID=41
 
 
 
 
 
        

 

Merkez
Kuleli Sokak No:87 Daire:2, 06700 G.O.P./ANKARA

Tel: +(90) 312 436 95 98 - Faks: +(90) 312 436 95 98

Elektronik posta: ressiad@ressiad.org.tr