Yönetim Mevzuat Tüzük İletişim   22.11.2017

AK Enerji
AKÖZ Grubu
BAYINDIR Holding
BEREKET ENERJİ
BİLGİN ENERJİ YATIRIM HOLDİNG
BOREAS ENERJİ
Borusan EnBW Enerji Yatırımları ve Üretim A.Ş.
ÇALDERE
ÇİMTAŞ ÇELİK İMALAT MONTAJ ve TESİS A.Ş.
Das Mühendislik ve Enerji Yatırımları A.Ş.
ENİMEKS
Epuron GmbH
ERKO Şirketler Grubu
GALKON
GÜNGÖR ELEKTRİK
GÜRİŞ İnşaat ve Mühendislik A.Ş.
HAREKET Proje Taşımacılığı ve Yük Mühendisliği A.Ş.
HEXAGON Danışmanlık ve Ticaret A.Ş.
HİDRO DİZAYN
KARESİ ENERJİ A.Ş.
LNG Process A.Ş.
MASTER DANIŞMANLIK MÜMESSİLLİK VE TİCARET  A.Ş.
OZG Enerji İnşat Taahhüt Sanayi ve Ticaret A.Ş.
PERFECT WIND
RES ANATOLIA
SANKO ENERJİ
SOYAK Holding
TÜRKERLER İnşaat
USLUEL A.Ş.
Vestas Türkiye
YENİGÜN İnşaat
YILDIRIM GRUP
ZORLU Holding
© 2005 RESSİAD
 
Makaleler
Türkiye’nin İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Kyoto Protokolü’ne göre konumu ile yapılması gerekenler konusunda öneriler (Recommendations for action related to Turkey’s status in the UNFCCC and Kyoto Protocol) 17.05.2005

N. Nadi BAKIR
- 00.00.0000
İnşaat Yüksek Mühendisi
ERE Hidroelektrik Üretim ve Ticaret A.Ş.
Yönetim Kurulu Başkanı
 


Temel amaçları sera gazları emisyonunu azaltarak iklim değişikliğine mani olmayı hedefleyen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BM-İDÇS) ve Kyoto Protokolü (KP), zaman zaman birbirine karıştırılsa da, iki ayrı sözleşmedir. 1992 yılında kabul edilerek 21 Mart 1994 tarihinde yürürlüğe giren Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi, adından da anlaşılacağı üzere bir çerçeve sözleşmedir. 1997 yılında kabul edilerek 16 Şubat 2005 tarihinde yürürlüğe giren Kyoto Protokolü ise ülkelere daha spesifik yükümlülükler getiren ve hedeflere varmak için bazı mekanizmalar öneren bağlayıcı bir belgedir.

İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi

BM-İDÇS’nde ülkeler iki ek listede sınıflandırılmıştır. Ek-II ülkeleri olarak listelenen gelişmiş ülkeler; emisyonlarını azaltma yanında, gelişmekte olan ülkelere teknoloji transferi ve mali yardımla yükümlü kılınmışlardır. Ek-II ülkeler listesi Avrupa Birliği ile 1992 itibarıyla OECD’ye üye 24 ülkeden oluşmaktadır (Avrupa Birliği, Almanya, Fransa, İngiltere, İrlanda, İzlanda, İsviçre, Avustralya, İtalya, Portekiz, Avusturya, Türkiye, Belçika, Hollanda, Lüksemburg, Danimarka, İspanya, İsveç, Norveç, Finlandiya, ABD, Japonya, Yeni Zelanda, Kanada ve Yunanistan).  Ek-I listesi ise Ek-II listesinde yer alan ülkelere ilave olarak, pazar ekonomisine geçiş sürecindeki ülkeler olarak sınıflandırılan, Rusya Federasyonu, Beyaz Rusya, Ukrayna, Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Bulgaristan, Hırvatistan, Romanya, Polonya, Estonya, Letonya, Litvanya, Slovenya ve Slovakya’dan oluşmaktadır, ve emisyonlarını azaltmakla yükümlü olan ülkeleri göstermektedir. Ek-I listesinde yer almayan ülkelerin emisyonlarını azaltma yükümlülükleri yoktur.

Her şey sürdürülebilir dünya için...
 
 
OECD’ye üye olması nedeniyle BM-İDÇS’nin Ek-I ve Ek-II listelerinde yer alan Türkiye, henüz sanayileşmesinin başlangıcında ve emisyon hacmi zaten çok düşük olduğu için ve Sözleşme’ye bu hali ile taraf olması durumunda, sera gazı emisyonlarını 1990 yılı seviyesine indirmek ve gelişme yolundaki ülkelere teknolojik ve mali kaynak sağlamak konusundaki yükümlülüklerini yerine getiremeyeceği endişesi ile 2004 yılına kadar Sözleşme’ye taraf olmamıştır.  Türkiye başlangıçta her iki listeden de adının silinmesini talep etmiş, fakat bu talep uzun yıllar kabul görmeyince, Kasım 2000’de Lahey’de düzenlenen 6. Taraflar Konferansı’nda (COP. 6) isminin yalnızca Ek-II’den silinmesini ve Ek-I’de de özel koşullarının tanınarak yer almasını talep etmiştir. Türkiye’nin bu yeni önerisi, 29 Ekim-9 Kasım 2001 tarihleri arasında Marakeş’te yapılan 7. Taraflar Konferansı’nda (COP. 7) kabul edilmiştir.
 
Kabul edilen karar metninde "Türkiye’nin isminin Ek-II listesinden çıkarılması kararı ve tarafları Türkiye’nin, Sözleşme’ye taraf olduktan sonra, Ek-I de yer alan diğer ülkelerden farklı bir durumda olmasını gerektiren özel koşullarını tanımaya daveti” (Parties adopted a decision (26/CP.7) that amends the list in Annex II to the Convention by deleting the name of Turkey and invited Parties to recognize the special circumstances of Turkey, which places Turkey, after becoming a Party, in a situation different from that of other Parties included in Annex I to the Convention)  yer almıştır.
 
Kabul edilen bu karar ile Türkiye, gelişme yolundaki ülkelere teknik ve mali yardım yapma yükümlülüğünden kurtulmuş, diğer yükümlülükler için de ülkemizin kendisine özgü koşullarının tanınması tavsiye edilmiştir.
 
Türkiye’nin BM-İDÇS’ne taraf olmasının uygun bulunduğuna dair Kanun 21 Ekim 2003 tarih ve 25266 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve Türkiye 24 Mayıs 2004 itibarıyla BM-İDÇS’ne resmen taraf olmuştur. BM-İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne Nisan 2005 tarihi itibariyle Türkiye dahil 189 ülke taraf olmuştur.
 
 

 
İnsanlık kirli enerji teknolojileri değil, yeşil (temiz) enerji teknolojileri istiyor...
 
 
Türkiye’nin taraf olmasını müteakip altı ay içinde (24 Kasım 2004’e kadar) “Ulusal Bildirim”ini Sözleşme sekreteryasına sunması gerekmekteydi. Ancak, Ulusal Bildirim’in daha sağlıklı hazırlanabilmesi için sunum altı ay daha ertelenmiştir. Bu bildirimin hazırlanması için değişik kamu kurum ve kuruluşlarının katıldığı sekiz ayrı çalışma grubu ile bir de koordinasyon kurulu oluşturulmuştur. Bu çalışma grupları ve koordinasyon kurulunun Ulusal Bildirim hazırlık çalışmaları halen devam etmekte, ayrıca Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ile de aynı amaçla ortak bir proje yürütülmektedir. 2005’in ilk yarısında tamamlanması beklenen “Ulusal Bildirim”de sera gazı emisyonları ve miktarları ile Türkiye’nin İklim Değişikliği konusundaki durumu ve bundan sonra uygulamayı planladığı politika ve stratejiler yer alacaktır.

Kyoto Protokolü

BM-İDÇS bir çerçeve sözleşme iken, Kyoto Protokolü ise sera gazı emisyonlarının azaltılmasına ilişkin mekanizmaların ve ülke sorumluluklarının tanımlandığı bir anlaşmadır.  Kyoto Protokolü’ne göre Ek-I ülkeleri birinci taahhüt dönemi sonu olan 2008-2012 arasında toplam sera gazı emisyonlarını 1990 yılı seviyesinin ortalama en az %5 altına indirmeyi kabul etmişlerdir. Protokol’ün ekindeki Ek-B listesinde (Türkiye ve Beyaz Rusya hariç BM-İDÇS Ek-I listesi ile aynı) her bir ülkenin emisyonunu ne kadar azaltacağı yer almaktadır. Bu listeye göre; örneğin AB ülkeleri %8, Kanada ve Japonya %6, ABD %7 azaltma taahhüt ederken, Rusya, Yeni Zelanda ve Ukrayna’nın emisyonlarının 1990 yılı seviyesinde kalacağı, buna karşın Norveç’in emisyonlarını %1, Avustralya’nın %8, İzlanda’nın ise %10 artırabileceği görülmektedir. Ekonomisi geçiş sürecinde olan ülkelerin bazıları için ise 1990 yılından farklı mukayese yılları (emisyona baz alınan yıl) kabul edilmiştir. Ek-I dışında kalan ülkelerin ise emisyonlarını azaltma zorunluluğu yoktur.
 

Kyoto: Dünyanın geleceği için insanlığın ortak eylemi...

 

 
Kyoto Protokolü’nün yürürlüğe girebilmesi için en az 55 ülke ve emisyonları toplam dünya emisyonunun %55’ine tekabül eden ülkelerin parlamentoları tarafından onaylanması gerekmektedir. Tek başına %17.4 emisyon payına sahip Rusya Federasyonu’nun 18 Kasım 2004’te onay belgesini BM-İDÇS sekreteryasına sunmasından sonra yürürlüğe girme şartları yerine gelmiş ve 16 Şubat 2005 itibarıyla Kyoto Protokolü yürürlüğe girmiştir.
 
Marakeş’te yapılan 7. Taraflar Konferansı’nda (COP.7) KP’ne uyumun sistem ve müeyyideleri karara bağlanmıştır. Bu karara göre; birinci taahhüt döneminde emisyon hedefini yerine getiremeyen taraf, ikinci taahhüt döneminde bu eksiğini %30 fazlasıyla (ceza olarak) yerine getirmek zorundadır. Ayrıca, bunu gerçekleştirebilmek için bir “Uyum Aksiyon Planı” (Compliance Action Plan) geliştirmek zorundadır ve Emisyon Ticareti kapsamında – varsa - “satış” hakkı askıya alınacaktır.
 
2012’den sonraki ikinci taahhüt dönemi için müzakerelerin 2005 yılında başlaması planlanmış, 2005’e kadar da Ek-I ülkelerinin ilk taahhüt dönemi için hedeflerini tatminkâr seviyelerde gerçekleştirmiş olacakları varsayılmıştır. Tüm bu hususlar ile Kyoto Protokolü’nün tamamı, 28 Kasım – 9 Aralık 2005’te Montreal’de yapılacak 11. Taraflar Konferansı’nda (COP. 11) gözden geçirilecektir.  Bu aynı zamanda birinci Kyoto Protokolü Taraflar Toplantısı (MOP. 1) olacaktır.
 
Bu Protokol’de, birçok başka sektör yanında, enerji sektöründe de genellikle yakıt tüketilerek yapılan sera gazı emisyonunun azaltılması öngörülmektedir. Ayrıca, yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklarının araştırılması, geliştirilmesi ve daha çok kullanılmasının teşviki için Ek-I ülkelerinin gerekli politikaları uygulamaları ve tedbirler almaları istenmektedir. Kyoto Protokolü’nde emisyonların azaltılmasını temin için üç tür mekanizma öngörülmüştür:
  1. Emisyon Ticareti (ET / Emission Trading): Gelişmiş ülkeler ile pazar ekonomisine geçiş sürecindeki ülkeler (Ek-I ülkeleri) kendi aralarında sera gazı emisyonlarında gerçekleştirecekleri azalmaları ücreti mukabilinde mübadele edebilirler. Taahhüt ettiğinden fazla emisyon azaltması yapan ülkeler, bu fazlalıklarını taahhüdünü yerine getirememiş ülkelere satabilirler. Bu ticaret ülkeler arasında olabildiği gibi, ülke içi veya uluslararası sektörler veya şirketler arasında da olabilmektedir. AB kendi içinde 1 Ocak 2005’ten itibaren emisyon ticaretine başlamıştır. AB komisyonu her ülkenin hedeflerine uygun olarak sunduğu ve münferit sektör ve firmaların emisyon haklarını gösteren “Milli Tahsis Programı”nı değerlendirerek, onaylamakta veya reddetmektedir. Ortalama CO2  fiyatı 8-10 €/ton seviyesinde oluşmuştur
  2. Temiz Gelişme Mekanizması (CDM / Clean Development Mechanism):  Gelişmiş ülkeler ile pazar ekonomisine geçiş sürecindeki ülkeler (Ek-I ülkeleri), gelişmemiş ülkelerde emisyon azaltıcı yatırımlar yaparak (orada daha ucuza mal olacağı ve bu yolla gelişmiş ülkelerden gelişmemiş ülkelere kaynak ve yatırım aktarılacağı düşünülerek) emisyon kotaları elde edebilecekler ve bu kotaları kendi taahhütlerini karşılamakta kullanabileceklerdir. Bu mekanizma 2000 yılından itibaren çalıştırılabilecektir.
  3. Müşterek Uygulama (JI / Joint Implementation): Bu da Temiz Gelişme Mekanizmasına benzer şekilde 2008-2012 yıllarından itibaren Ek-I ülkelerinin diğer Ek-I ülkelerinde yapacağı emisyon azaltıcı yatırımları kapsamaktadır.

 

 

Yeşil bir dünya ve yeşil enerjiler harmonisi, Kyoto’nun simgesi...

 

 
Türkiye’nin Kyoto Protokolü Karşısında Durumu
 
Türkiye halihazırda KP’ne taraf değildir.  İlgili Kamu kurumlarındaki hakim görüşe göre; Türkiye iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin azaltılması yolundaki çabalarını devam ettirmeli, ancak protokole taraf olma hususunu en erken 2015 yılından sonra düşünmeye başlamalıdır.
 
Bu yöndeki görüş ve politikaların Türkiye’nin menfaatine uygun olmadığı kanaatindeyiz. Çünkü, Türkiye kendi koşullarını kabul ettirerek protokole taraf olursa, emisyon ticareti ve müşterek uygulama mekanizmaları yoluyla hem büyük çaplı ağaçlandırma projeleri için hem de yenilenebilir enerji (hidrolik ve rüzgâr santrali) yatırımları için yurt dışından önemli kaynaklar sağlayabilir.  Muhtemelen 3 Ekim 2005’te başlayacak AB müzakerelerinde Kyoto Protokolü’ne taraf olunması öncelikli çevre konularından biri olacaktır.
 
Tablo. 1 -  CO2   Emisyonlarına  ilişkin temel bazı göstergeler.
 

Açıklama

1990
1997
1999
2000
2001
2002
 Toplam CO2 Emisyonu
 (milyon ton)
Dünya
20,662
22,587
22,815
23,395
23,684
24,102
OECD
11,012
12,074
12,163
12,449
12,511
12,554
Türkiye
129
181
181
204
188
193
 CO2 / Enerji Arzı
 (ton CO2 / tep)
Dünya
2.37
2.35
2.32
2.32
2.33
2.32
OECD
2.44
2.37
2.33
2.34
2.35
2.35
Türkiye
2.43
2.54
2.55
2.63
2.59
2.60
 CO2 / kişi  (ton / kişi)
Dünya
4.0
3.9
3.8
3.9
3.9
3.9
OECD
10.6
11.0
10.9
11.9
11.0
11.0
Türkiye
2.3
2.8
2.8
3.0
2.7
2.8
 
Kaynak : CO2 Emissions From Fuel Combustion OECD-IEA 2003 Edition; Key  World Energy Statistics – IEA 2004 Edition.
 
Yukarda Tablo 1’de Dünya ve OECD ortalaması ile Türkiye’nin emisyonlarına ilişkin bazı değerler verilmektedir. Türkiye’nin kişi başına CO2 emisyonu, dünya ortalamasının altında yer almakta, üyesi olduğu OECD ortalamasının ise dörtte biri kadardır. Türkiye 2002 yılı sonuna göre dünya ülkeleri arasında toplam CO2 emisyonunda 23’üncü sırada, kişi başına CO2 emisyonu açısından ise 78’inci sırada yer almaktadır.
 
Aşağıda Tablo 2’de ise AB’ye üye ve aday ülkeler ile ABD ve Japonya’nın 2002 yılına kadar gerçekleşen  emisyonları baz yılın yüzdesi olarak listelenmiştir. Son sütunda 2010 yılı altında ise, Kyoto Protokolü (veya AB’nin kendi içinde yaptığı yeniden tahsis sonucu oluşmuş) birinci taahhüt dönemi hedefi gösterilmektedir. Örneğin, AB bir bütün olarak %8 emisyon azaltma taahhüdünde bulunduğu halde, münferit olarak Avusturya %13, İngiltere %12.5, Danimarka ve Almanya %21, Lüksemburg %28 azaltma yapmak zorundayken; Portekiz %27, Yunanistan %25, İspanya %15, İrlanda %13 artırma hakkı kazanmıştır.
 
Bu tabloda ülkelerin 2002 yılına kadar gösterdiği performansa bakılırsa, emisyon hacimleri büyük ülkelerden yalnızca Almanya, Fransa ve İngiltere’nin hedeflerini gerçekleştirme yönünde ilerledikleri görülmektedir. ABD ve Japonya’nın ise emisyonlarını azaltmak yerine artırmaya devam ettikleri görülmektedir. AB üyesi ülkelerden Portekiz, İrlanda ve İspanya’nın ise kendilerine tahsis edilmiş emisyon artırma limitlerini de aştıkları görülmektedir.
 
Tablo. 2 -  Toplam sera gazı emisyonları (Baz yılın yüzdesi olarak).
 

 ÜLKE

1992
1993
1994
1995
1996
1997
1998
1999
2000
2001
2002
2010
hedef
AB
(25 ülke)
93.8 (s)
91.9 (s)
91.8 (s)
92.1 (s)
94.1 (s)
92.5 (s)
92.2 (s)
90.7 (s)
90.4 (s)
91.5 (s)
91.0 (s)
:
AB
(15 ülke)
97.7
96.0
96.1
97.0
99.0
97.3
97.8
96.2
96.3
97.6
97.1
92.0
Belçika
100.9
100.1
103.6
105.2
108.4
102.1
105.5
100.9
101.8
101.6
102.1
92.5
Çek Cum.
85.1
82.1
79.1
79.8
80.6
82.7
77.3
73.1
76.8
77.0
74.3
92.0
Danimarka
106.1
109.6
115.4
111.5
130.8
116.9
109.6
105.1
98.2
100.4
99.2
79.0
Almanya
91.4
90.2
88.4
87.8
89.3
86.3
84.3
81.4
81.1
82.0
81.1
79.0
Estonya
68.8
54.0
56.3
51.2
53.7
54.1
49.2
45.0
45.2
44.7
44.8
92.0
Yunanistan
99.2
99.7
102.1
103.2
106.7
111.7
116.2
115.6
121.2
126.1
126.5
125.0
İspanya
104.6
100.7
106.1
110.3
108.0
115.2
118.8
129.1
134.3
133.7
139.4
115.0
Fransa
102.5
98.5
97.7
99.2
102.1
100.7
103.2
99.9
98.8
99.5
98.1
100.0
İrlanda
103.5
102.9
106.2
107.8
110.9
116.1
120.0
124.0
127.8
131.1
128.9
113.0
İtalya
99.7
98.5
97.0
103.3
101.8
103.0
105.4
106.4
107.1
109.1
109.0
93.5
Kıbrıs (Güney)
113.5
119.7
120.1
120.1
126.3
127.8
137.5
143.0
149.7
:
:
:
Letonya
65.8
55.5
52.9
48.0
43.3
41.6
39.4
36.6
35.0
37.3
36.9
92.0
Litvanya
86.0
79.0
72.0
65.0
57.9
50.9
43.9
42.9
41.8
40.8
39.8
92.0
Lüksem.
99.6
102.3
99.8 (b)
78.9 (b)
79.9
73.8
65.1
71.0
74.8
76.9
84.9
72.0
Macaristan
70.5
70.4
68.9
69.6
70.8
68.8
74.0
76.5
68.7
69.8
69.0
94.0
Malta
115.3
117.8
120.5
122.3
123.3
119.7
121.6
125.5
128.5
128.5
128.5
:
Hollanda
102.5
103.8
104.4
105.7
110.2
102.6
105.3
100.1
100.4
101.7
100.6
94.0
Avusturya
96.3
96.7
98.1
101.7
106.1
105.6
105.1
102.7
103.4
108.2
108.5
87.0
Polonya
77.8
76.2
77.8
73.8
77.4
75.6
71.4
71.0
68.3
67.7
67.7
94.0
Portekiz
109.9
106.6
109.6
116.4
111.7
116.8
124.6
137.4
134.6
135.4
141.0
127.0
Slovenya
85.4
87.7
87.4
92.0
95.7
97.8
96.2
93.2
93.1
98.1
98.7
92.0
Slovakya
81.5
76.0
72.1
74.3
75.1
75.2
72.9
71.3
67.7
72.3
71.8
92.0
Finlandiya
93.5
94.3
102.6
99.3
106.5
105.1
101.8
100.9
97.7
105.0
106.8
100.0
İsveç
100.1
99.8
103.6
102.1
106.8
100.7
101.7
96.9
93.4
94.5
96.3
104.0
Birleşik Krallık
96.6
93.9
93.3
92.0
94.9
91.7
91.1
86.9
86.8
88.0
85.1
87.5
Bulgaristan
64.6
63.7
57.4
60.6
58.5
55.3
49.4
45.3
44.8
46.4
44.0
92.0
Hırvatistan
73.0
72.1
69.2
70.4
73.9
78.8
79.5
82.7
82.6
85.1
88.5
95.0
Romanya
66.7
66.1
63.9
66.6
68.5
61.2
54.1
47.4
48.5
50.0
52.0
92.0
Türkiye
:
:
:
:
:
:
:
:
:
:
:
:
İzlanda
93.5
95.4
93.9
95.9
98.4
103.4
104.3
108.6
100.7
95.9
95.9
110.0
Norveç
92.0
96.0
99.5
99.1
105.2
105.1
106.1
107.5
106.3
108.8
106.1
101.0
ABD
101.2
103.0
104.9
105.8
109.1
110.4
110.8
111.8
114.8
112.3
113.1
93.0
Japonya
98.1
97.2
102.1
107.3
109.3
109.8
105.6
107.4
108.1
105.3
107.6
94.0

 
Kaynak:  Avrupa Çevre Ajansı (European Environment Agency - European Topic Center on Air and Climate Change)
 
Bütün bu bilgiler ışığında hem Avrupa Birliği ile müzakereler hem de Kyoto Protokolü’ne taraf olma bağlamında Türkiye’nin ne yapması gerektiği açıkça ortaya çıkmaktadır:
  • Türkiye, nasıl AB’ne üye olma iradesini ortaya koymuş ve 3 Ekim 2005’te müzakerelere başlama hakkını elde etmiş ise, aynı aktif politikayı Kyoto Protokolü’ne taraf olma konusunda da göstermelidir. “Nasıl olsa emisyonlarımızı azaltmamızı isterler, biz de bunu şu anda yerine getiremeyiz” diyerek, sorunun çözümü ertelenmemelidir.
  • Türkiye’nin enerji tasarrufu, yenilenebilir enerji teşvikleri ve emisyon azaltma girişimleri ile birlikte, Türkiye’nin henüz kalkınmasını tamamlamadığı gerçeği ortaya konarak, Taraflar Toplantıları’ndan (MOP) Türkiye’ye hem farklı bir baz yıl, hem de emisyon artırma kotası talep edilmelidir. Türkiye her koşul altında kalkınmasının sürdürülebilir olmasını sağlamak zorundadır ve aktif politikalarla bunu anlatabilmelidir.
  • Türkiye AB üyesi olurken de (müzakereler sırasında), AB içi emisyon azaltma tahsislerinde en az Yunanistan ve Portekiz kadar (Portekiz ve Yunanistan BM-İDÇŞ Ek-II ülkeleridir, Türkiye ise Ek-II listesinden çıkarılmıştır) emisyonunu artırma hakkı talep etmelidir. Kanaatimize göre bu rakam en az %30 - %40 mertebesinde olmalıdır. Çünkü, Türkiye’nin kişi başına emisyonu OECD ortalamasının ancak dörtte biri kadardır ve Türkiye’den emisyon azaltması istenemez.
  • Bu koşullar sağlandığı takdirde Türkiye hem emisyon ticareti hem de müşterek uygulama mekanizmalarından yararlanabilecektir.
  • Türkiye’nin, bütün bunlar sağlanamadan KP’ne taraf olması halinde bile, ekonomik kazanç ve kayıplarının ne mertebede olacağı hesaplanmalıdır. Bu durumda, Türkiye emisyon ticareti yapma imkânı bulamasa bile, yenilenebilir enerji ve ağaçlandırma alanlarında önemli miktarlarda yabancı sermaye çekebilecektir. Bu tür projelerin finansmanı için yurt dışı kaynak sağlanması da daha kolay hale gelecektir. Türkiye’nin henüz geliştirilmemiş hidroelektrik potansiyeli bize göre yıllık 150 TW-saat’dir. Bu potansiyeli geliştirildiği zaman, ülke ekonomisi her yıl en az 7.5 milyar dolar daha ek kazanç sağlayacaktır. Rüzgâr potansiyeli de dikkate alınırsa, bu ekonomik faydanın daha da artacağı açıktır. Türkiye’nin KP’ne taraf olması bu yatırımların hızlanmasını ve bir an önce tamamlanmasını sağlayacaktır. Buna karşın kayıplarının elde edilecek yararlar yanında çok düşük kalacağı tahmin edilebilir.

 

 

Sürdürülebilir yaşam adına yağmur ormanları gelecek kuşaklara da kalabilmeli...

 

 

Merkez
Kuleli Sokak No:87 Daire:2, 06700 G.O.P./ANKARA

Tel: +(90) 312 436 95 98 - Faks: +(90) 312 436 95 98

Elektronik posta: ressiad@ressiad.org.tr