Yönetim Mevzuat Tüzük İletişim   23.07.2017

AK Enerji
AKÖZ Grubu
BAYINDIR Holding
BEREKET ENERJİ
BİLGİN ENERJİ YATIRIM HOLDİNG
BOREAS ENERJİ
Borusan EnBW Enerji Yatırımları ve Üretim A.Ş.
ÇALDERE
ÇİMTAŞ ÇELİK İMALAT MONTAJ ve TESİS A.Ş.
Das Mühendislik ve Enerji Yatırımları A.Ş.
ENİMEKS
Epuron GmbH
ERKO Şirketler Grubu
GALKON
GÜNGÖR ELEKTRİK
GÜRİŞ İnşaat ve Mühendislik A.Ş.
HAREKET Proje Taşımacılığı ve Yük Mühendisliği A.Ş.
HEXAGON Danışmanlık ve Ticaret A.Ş.
HİDRO DİZAYN
KARESİ ENERJİ A.Ş.
LNG Process A.Ş.
MASTER DANIŞMANLIK MÜMESSİLLİK VE TİCARET  A.Ş.
OZG Enerji İnşat Taahhüt Sanayi ve Ticaret A.Ş.
PERFECT WIND
RES ANATOLIA
SANKO ENERJİ
SOYAK Holding
TÜRKERLER İnşaat
USLUEL A.Ş.
Vestas Türkiye
YENİGÜN İnşaat
YILDIRIM GRUP
ZORLU Holding
© 2005 RESSİAD
 
Makaleler
Yeşil Sertifikalar AB için anahtar mı? (Green Certificates key for EU?) 15.04.2005

Dr. Osman Tolga YENİCE
- 00.00.0000
 


İngilizce’den özetlenerek tercüme edilmiştir.

5 Nisan 2005 tarihli başmakalesinde, yeşil sertifikaların durumuna ve pazardaki kullanımlarına bakıyor.

Avrupa Yenilenebilir Enerji Pazarı Yeşil Sertifika Dönüşümü Yapabildi mi?
 
AB’nin 2004 yılında kabul ettiği duruma göre, yeşil sertifika hedeflere ulaşmada bir akım olmayıp, yenilenebilir enerjiler için hedeflere ulaşmada öncü bir yol gösterici durumundadır. 2004 yılında AB’nin Topluluk Stratejisi için Beyaz Sayfa’da (White Paper for a Community Strategy) bahsettiğine göre; AB’ye katılan 10 ülke ile birlikte tüm AB, genel enerji (toplam birincil enerji) tüketiminde yenilenebilir enerji oranını 2010 yılı itibariyle %6’dan %12’ye çıkarmayı hedeflemektedir. Seçilen hedef özellikle yenilenebilir enerjilerden elektrik enerjisi üretimini artırmaya yönelik olup, AB yenilenebilir direktifinde zaten bahsedilmektedir (2001/77/EC). Elektrik üretiminde yenilenebilir enerjilerin birincil kaynak oranı 1997 yılında %14 iken 2010 yılında %22’ye ulaşması hedeflenmekte, bu oran ulusal hedeflere ulaşmada bir gösterge sayılmaktadır. Avrupa Komisyonu 2004 sonlarında hedeflenen bu orana ulaşılamayacağını, 2010’da yenilenebilirin oranının %18-19 değerinde kalabileceğini belirtmiştir.
 
Hedefleri oluşturmada ulusal destek projeleri için yenilenebilir direktifler mekanizma durumundadır. Ancak, aynı zamanda bu direktifler, AB’nin ulusal destek projelerine uyum sağlamalıdır. AB’nin yenilenebilir enerjiler için ortaya koyduğu hedefe ulaşılmadığı takdirde, uyum destek projeleri için şartlar daha zor duruma gelecektir.
 
Ekim 2004’te Komisyon, üye ülkelerin yenilenebilir enerji hedeflerine doğru gelişimini rapor etmiş ve en yavaş ilerleyen üye ülke durumuna göre, hedeflerin büyük toleranslarda sapabileceği ihtimali üzerinde sonuca varmıştır. 2005 Ekim’de hedeflere ulaşmada ulusal destek projelerinin etkinliğine bağlı olarak Komisyon tekrar rapor sunacaktır. Uyum projelerinde tartışmalar henüz başlamış olup, elde edilecek sonuçlar istenilen sonuçlardan düşükse, ulusal projelerde bunlar yer alacaktır. Çoğu araştırmacı Avrupa Komisyonu’nun uyum destek sistemini araştırıp ortaya çıkarılacağına inanmaktadır.
 
AB Komisyonu Enerji Genel Direktörü Alfonso Gonzalez Finat’a göre, AB için diğer adım elektrik ve biyo-yakıt ile ilgili, 25 üye ülkeli AB tarafından iki direktifin uygulanması üzerine alınan ulusal önlemler üzerinde derinliğine bir çalışma yapmak, aynı zamanda eğer gerekirse yasal önlemleri uygulamaktır. 2005 yılında Komisyon destek projeleri ve idari engeller ile ilgili bir rapor yayınlayacaktır.
 
Şu anda destek önlemleri ülkeden ülkeye değişmektedir. İngiltere örneğinde olduğu gibi bazı ülkeler, Amerika’da Yenilenebilir Portföy Standartları olarak bilinen zorunlu/sertifika sistemine sahiptir. Bu durum, rüzgâr, güneş ve biyokütle gibi yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanan güce göre, tüm enerji tedarikçilerinin lisanslı olması gereksinimini doğurmuştur. Uygun üretimden sağlanan elektrik, üreticilerin elde ettikleri kârın yenilenebilir kaynaklardan geldiğinin kanıtlanması durumunda, sertifika ile ödüllendirilecektir. Zorunlu sertifika sisteminin diğer bir çeşit uygulaması İsveç’tedir. Bu sistemde zorunluluk, üreticilerden ziyade tüketicilerdedir. Fakat, uygulamada üreticiler tüketicilerine sertifikayı sağlayacak kaynaklar bulmalıdır.
 
Almanya’da olduğu gibi bu sistemi kullanan diğer ülkelerde, tüm üretim yenilenebilir enerjilerden efektif olarak sağlandığında, tarife ile subvansiyonda bir takım iyileştirmeler yapılmaktadır. Almanya’da tarife subvansiyonları, yöresel dağıtım şirketlerince ödenmektedir. Tarife subvansiyonu hedef olarak belirlenmemiştir. Bu sistemlere uymayan diğer ülkelerde yenilenebilir üretimlerine destekler doğrudan verilmektedir.
 
Eğer Avrupa Komisyonu uyum destek sistemine gereksinim duyulduğu sonucuna varırsa, bu sistemler arasından herhangi biri seçilmelidir. Böylece yapılan destek, Yeşil Sertifika tabanlı olarak tercih edilecektir. 2004 yılı sonlarında Avrupa Rüzgâr Enerjisi Birliği (EWEA), Avrupa Komisyonunun tarife subvansiyonu mekanizmalarına bağlı olarak, yenilenebilir enerji projelerinin ticari sertifikasında iyileştirme yapmayı ümit ettiğini belirtmiştir. EWEA Politika Direktörü Christian Kjaer, 2004 yılında Londra’daki Rüzgâr Enerjisi Konferansı’nda Platts’a, Komisyon’daki göstergelerin Yeşil Sertifika modelini tanıtabildiğini, fakat zorunlu durumlarda uyum gereksinimleri ve uygulamaların çok açık olmadığını söylemiştir. Ayrıca, Komisyon’un zorunlu projeler için 2006 başlarında, bu ülkelerde bulunan rüzgâr enerjisi tedarikçilerinin tarife subvansiyonlarında zorlanacaklarını da belirtmiştir.
 
Kaynakların üniversal garantisi?
 
Her ne kadar bazı sertifika projelerinde Avrupa lobisi olsa, tarife ile subvansiyon ve diğer mekanizmalar hariç tutulmaya gereksinim duyulmasa da, Renewable Energy Certificate Systems (Recs) International Genel Sekreteri Peter Niermeijer’a göre, sanayi fonlarıyla 1999 yılında kurulan kurum, Avrupa’da yenilenebilir enerji sertifikası kullanımını geliştirmektedir. Recs, yenilenebilir enerji üretimi için kaynak garantisi olarak uygun sertifikaları dağıtmaktadır. Bir Recs sertifikası, yenilenebilir enerji sertifikası olarak 1 MWh için dağıtılmaktadır.
 
Niermeijer, Platts’a, “Avrupa Sertifika Sistemi’ni, organizasyon beş yıl önce bulunduğu için istiyoruz” demiştir. Fakat, bu durum tüm sistemleri destekleyen bilgi sistemine gereksinim göstermektedir. Sertifikalar kendi başlarına hiçbir başarı elde edemezler. Sadece politika gereği pazar yaratmak amacıyla çalışırlar. Niermeijer; şayet yeşil elektrik iç pazarda sertifika ve subvansiyon birlikte çift sayılarak risk alınırsa, sertifikasyon sistemi olmadan oluşturulan subvansiyon sistemlerinin, tüketicilerin güvenini sarsacağını belirtmektedir. Böylece iç tüketiciler tarafından desteklenirken aynı zamanda dış pazar fiyatlarına hakim olacaktır. Niermeijer’in şikayeti; Almanya’nın rüzgâr elektriği, örneğin Hollanda’ya ihraç edilirse ne olacağı?
 
Niermeijer diyor ki, “Biz Almanya’da yeşil elektrik sertifikasyon sistemini istiyoruz. Alman Hükümeti yenilenebilir enerji santrallerinden sağlanan 1 kWh enerji başına sertifika vermektedir.” Niermerijer’a göre sertifikasız durum olursa, ülkenin enerji üretiminde ve ihraç etmesinde risk bulunabilir.
 
Recs, kaynak garantisi için tüm hükümetlerin açık standartlar yayımlaması gerektiğini belirtmektedir. AB’nin yenilenebilir direktifleri, yenilenebilir kaynaklardan sağlanan elektriğe kaynak garantisi uygulaması için, tüm üye ülkelere gereksinim duymaktadır. Ancak, bu sistemler ülkeden ülkeye değişmektedir. Recs, uyum derecesi için kullanılan yenilenebilir enerjinin çeşidi, kullanılan yer, santralin kaç yılık olduğu ve toplam kurulu kapasitenin açıklanması gerektiğini belirtmektedir.
 
Ne kadar çok bilgi olursa, üreticiler için o kadar iyi olmaktadır. Üreticilerin eğitim seçeneğine yardımda kaynakların garantisine güvenilebilmektedir. Bazı üreticiler desteklenen güç için prim ödemek istemeyebilirler. Bunlar rüzgâr gibi özel bir üretim çeşidinden, yeşil enerji ya da yeşil güç satın alabilirler. Ayrıca kullandıkları gücün yeni bir santralden üretilmesinden de emin olunmalıdır.
 
Bu amaçlara destek için Recs, enerji üretiminde yeşil enerji sertifikası ile kuruluşlara sponsor olmuştur. Avrupa Enerji Sertifika Sistemi altında yeşil sertifika için AIB (Association of Issuing Body) şemsiye kuruluşu ortaya çıkmıştır. AIB aynı zamanda konvansiyonel ısı ve güç santralleri gibi yeşil olmayan enerjilere de sertifika vermektedir.
 
Niermeijer “Hükümetlerin AIB’ye üye olan dağıtım kurumlarına belirttiği üzere, ideal senaryomuz EECs ile uyumlu olmaktır. Fakat gerçekte bazı hükümetler kendi dağıtım kurumlarını öne sürmekte, böylece sertifikalar farklı karakterlerde ortaya çıkmaktadır. Bu durum uluslararası kurumlarda ticaret için iyi olmamaktadır” demiştir. Yenilenebilir enerjilerin tüm enerjilere oranı 2004/2005’te %4.9 ve 2005/2006’da %5.5 olan İngiltere’yi örnek göstermiştir. Bu proje için İngiltere kendi sertifikalarına sahiptir. Fakat, bu sertifikalar uluslararası değişimde, başka bir ülkenin sertifikası ile değişim ya da ihracata uygun değildirler.
 
Her ne kadar Finlandiya, Norveç, İsveç, Hollanda, Avusturya ve Almanya olmak üzere altı Avrupa ülkesi yeşil sertifikaları için EECs yi benimsemişse de, Niermeijer diğer ülkelerin de bu durumu izleyeceğini ümit etmektedir.
 
Hem Recs hem de AIB enerji sertifikasında ticarete izin için EECs’yi benimsemeye destek vermektedirler. Niermeijer “Mümkün olan en efektif maliyette AB ile olan tüm hedefleri denemek zorundayız. Eğer bir ülkedeki yenilenebilir kapasite efektif maliyeti diğer ülkeden iyi durumda olursa, geliştiriciler diğer ülkelere yeşil enerjiyi ihraç etmekte serbest olmalıdırlar” demiştir.
 
Gönüllü pazar gelişimi 
 
Çoğu diğer pazarlar ile politikadaki belirsizlik, yeşil sertifikadaki gelişimi durduramayacaktır. AIB’nin gösterdiği rakamlara göre 26 milyon sertifika 2004 yılında dağıtılmış 15 milyonu ise bedeli verilerek geri alınmıştır. Finlandiya 7 milyon ile en fazla sertifika dağıtan ülke durumundadır. Bunu takip eden ülkeler ise Norveç ve İsveç’tir. Tüm bu ülkelerde en çok sertifika su gücüyle çalışan sistemlere verilmiştir. Bu üç kuzey ülkesi aynı zamanda en büyük sertifika ihracatı yapmaktadırlar.
 
Hollanda diğer ülkelere oranla en fazla bedel ödeyerek sertifika geri alan ülke durumundadır. Hollanda aynı zamanda en büyük ithalat yapan ülkedir. Dışarıdan 8 milyon sertifika satın almıştır. Fakat, Hollanda halkının yeşil sertifika için talebi, vergilendirmeden yeşil güç için sağlanan önceki ulusal politikaya göre yapılmaktadır. Bunun etkisi ile bazen yeşil güç fiyatı, konvansiyonel güçten daha düşük olmaktadır. Bir milyondan fazla Hollandalı yeşil güç tarifesine dönmekte ve Hollanda ulusal üretimini aşmaya çok uzak olan yeşil enerji için talep yaratmaktadır. Buna bağlı olarak pazar, ithalatlar tarafından akıcı hale gelmektedir. Hollanda hükümeti bu politikadan vazgeçmiş ve tarife subvansiyonu üretimini tercih etmiştir.
 
Avusturya GOOs’un en önemli satın alıcısıdır. Avusturya gibi çevreci ve nükleer enerjisi olmayan ülkelerde enerji tedarikçilerinin çoğu, enerjilerinin su ve diğer yenilenebilir enerjilerden sağlanarak dışarıya verildiğini veya içeride kullanıldığını güçlü bir şekilde kanıtlamışlardır. Enerji/Yakıt karışımını bildirmeyenler, batı Avrupa’daki UCTE hatlarındaki standart enerji karışımının kullandığını göstermek zorundadırlar.
 
GOOs için ayrıca ulusal projelere uyumlu önemli bir gönüllü pazar bulunmaktadır. Bu sertifikalarla ticaret, şirketlere yenilenebilir destek sistemi olmayan veya yenilenebilir sistemlerin etkin olmadığı ülkelerdeki enerji üretiminde, yeşil sertifika değerleri için izin vermektedir. Örneğin, İspanya ve benzeri ülkelerde büyük miktarda su gücü üretiminde, yenilenebilir enerjiler için ülkenin özel rejimi altında desteğe yetki vermemektedir. Ancak, bu durum İspanya’nın büyük oranda su santrallerinden sağlanan 219,600 MWh enerji üretimindeki sertifikayı ismi belli olmayan Merkezi Avrupa şirketlerine Endesa tarafından satmasını durdurmamıştır. Satın alıcılar Endesa’nın su gücündeki yeşil değerlerinden yarar sağlamıştır.
 
İskandinav Ülkelerinde bölgesel pazara doğru
 
Gönüllü pazar değişim gösterdiğinde yeşil sertifikalar için en çok talep, İngiltere’nin Zorunlu Yenilenebilir Sistemi’nde olduğu gibi, zorunlu projeli şirketlerden gelmektedir. Ulusal projelerin tasarımları farklı olsa da, ortak karakteristikleri yenilenebilir kaynaklı güç üretebilen sistemler üzerine tasarlanmasıdır.
 
İsveç yeşil sertifika projesi, Norveç’in projeye katılmasıyla 2007 yılında uluslararası boyutta yer alacaktır. 2003 Mayıs’ında İsveç güç tedarikçilerine toplam elektrik satış oranlarına bağlı olarak yeşil sertifika satın alabilmeleri için bir zorunluluk getirmiştir. Sertifikaların Nord Pool’da (Nordic güç değişimi) ticareti halen yapılmaktadır. Norveç 2006 yılında İsveç projesine katılacaktı, fakat İsveç’teki bazı bakanlık sorumluluklarından dolayı katılım 2007 yılına ertelenmiştir. Norveç yeşil sertifika ticari kuruluşu Enviro Energi Başkan Yardımcısı John Ravlo’ya göre, Norveç katıldığında yeşil enerji için Nordic Destek Projesi, sertifikaların ticareti ötesinde bazı anlamlar kazanacaktır.
 
Ravlo, “Yeşil sertifika amacı olarak GOOs/Recs için bizim Nordic pazarımız mevcuttur. Nordic destek projesi, en ucuz yenilenebilir enerji ile olası en düşük maliyette yeni projelerin gelişimi için avantaj sağlayacaktır. Ortak pazarda Norveç olasılıkla kısmen ucuz rüzgâr ve su projeleri ve İsveç de kısmen ucuz biyokütle ve su projeleri  geliştirecektir. Eğer Danimarka ve Finlandiya eklenirse (henüz bu durum için planları yoktur), kısmen ucuz biyokütle projelerine odaklanılacaktır. Böylece, Nordic pazarı, ülkeler arasında maliyetin korunmasını sağlayabilecek ve bazı özellikleri verebilecektir” demiştir.
 
Norveç’in 10 bölgesinde yaklaşık 35 TWh/yıl yenilenebilir elektrik üreten santrallere sahip olan Enviro Energi, Avrupa pazarı için güçlü bir destekçi durumundadır. Ravlo, “Destek projeleri arasında henüz nasıl bir ilişki olduğu tam olarak netleşmemiştir. Kaynağın dokümanları ve üretim hesaplarının yenilenebilir enerji hedefindeki ilişkisi ele alınacaktır” demiştir.
 
Ravlo, “Destek mekanizmasına bakıldığında, İsveç ve Norveç öncelikle tartışmadan çok uzaktır. Gerçekte, Nordic alanı yenilenebilir enerjiye girmiştir. Böylece, Avrupa pazarı için büyük bir avantaj doğacaktır. Bazı Avrupa ülkelerindeki destek projeleri, Nordic alanındaki üretimden maliyet olarak oldukça uzaktır. Ülkelerin pahalı destek projelerini, bazı ülkelerin düşük maliyetli yenilenebilir kaynaklı destek projeleriyle birleştirdiğinde, geniş maliyet korunması gerçekleşecektir” diye iddia etmiştir.
 
Ravlo, şu anda İsveç sertifikasyonunun kaynakların garantisi konusunda Recs’den farkı bulunduğunu belirtmektedir. Ayrıca “elektrik üretimindeki yeşil nitelikler normal olarak sertifikaya dahil edilmemiştir. Yeşil üretim için temel olan sertifika tarafından üretim desteği kullanılmak istenirse, ek olarak kaynak dokümantasyonunun da satın alınması gerekmektedir” diye konuşmuştur.
 
Ravlo, halen mevcut olan AB yasal çerçevesi, bir AB ülkesindeki yenilenebilir hedeflere ulaşmada enerji üretimi için projelere izin vereceğini belirtmektedir.
 
Ravlo, “Avrupa, Pan-Avrupa pazarını tanıyarak, hedeflerine daha ucuza ulaşabilecek, güvenlik dikkate alınabilecek ve yeni iş sahaları yaratılabilecektir” demiştir.
 
Enviro Energi, genellikle Recs, su ve rüzgârdan faydalanarak yeşil sertifika ile ticaret yapmaktadır. Temel olarak 3 yıl için çoğu sertifikalar açık pazarda satın alınmış ve prim olarak satılmıştır. Sertifikalar için ana pazarlar Nordic, Benelux ve Almanca konuşan ülkelerdeki güç tedarikçileridir. 2004 yılında 1.5-2 TWh eşdeğerinde sertifika satışı yapılmıştır.
 
Ravlo, şu anda çok akıcı pazarların Avusturya ve Hollanda olduğunu belirtmektedir. Daha sonra Ravlo şöyle devam etmiştir; “karışık yakıtlarla elektrik gereksinimini gideren tüm ülkelerde yenilenebilir enerjiye odaklanmada artış görüldüğü için akıcı pazarın da arttığı görülmektedir”.

Bu durumda pan-Avrupa’nın yeşil enerji sertifika ticareti olmadan, Avrupa direktifleri muhtemelen pazara yeni teşvikler sunacaktır.

 

Merkez
Kuleli Sokak No:87 Daire:2, 06700 G.O.P./ANKARA

Tel: +(90) 312 436 95 98 - Faks: +(90) 312 436 95 98

Elektronik posta: ressiad@ressiad.org.tr