Yönetim Mevzuat Tüzük İletişim   22.11.2017

AK Enerji
AKÖZ Grubu
BAYINDIR Holding
BEREKET ENERJİ
BİLGİN ENERJİ YATIRIM HOLDİNG
BOREAS ENERJİ
Borusan EnBW Enerji Yatırımları ve Üretim A.Ş.
ÇALDERE
ÇİMTAŞ ÇELİK İMALAT MONTAJ ve TESİS A.Ş.
Das Mühendislik ve Enerji Yatırımları A.Ş.
ENİMEKS
Epuron GmbH
ERKO Şirketler Grubu
GALKON
GÜNGÖR ELEKTRİK
GÜRİŞ İnşaat ve Mühendislik A.Ş.
HAREKET Proje Taşımacılığı ve Yük Mühendisliği A.Ş.
HEXAGON Danışmanlık ve Ticaret A.Ş.
HİDRO DİZAYN
KARESİ ENERJİ A.Ş.
LNG Process A.Ş.
MASTER DANIŞMANLIK MÜMESSİLLİK VE TİCARET  A.Ş.
OZG Enerji İnşat Taahhüt Sanayi ve Ticaret A.Ş.
PERFECT WIND
RES ANATOLIA
SANKO ENERJİ
SOYAK Holding
TÜRKERLER İnşaat
USLUEL A.Ş.
Vestas Türkiye
YENİGÜN İnşaat
YILDIRIM GRUP
ZORLU Holding
© 2005 RESSİAD
 
Makaleler
Üç nükleer santrala evet, ama koşulumuz var! (O.K. to the three nuclear plants, but some wishes) 17.11.2004

Prof. Dr. Mustafa Özcan ÜLTANIR
-

Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi

e-mail: ultanir@dialup.ankara.edu.tr

        
 


 


Nükleere evet, ama yenilenebilirle dengelenmeli!

RESSİAD, ne fanatik yenilebilir enerji yanlısı ve ne de fanatik çevreci. Enerjide gerçekçilikten, enerji bütçesinden çeşitlilikten yana. Kaynakların temiz ve güvenli yeni teknolojilerle değerlendirilmesinden yana gerçek çevreci, ayağı yere basan gerçekçi enerji platformu. Nükleer santral kurulmasını olumlu karşılıyoruz, ancak aşağıda ayrıntısıyla açıklayacağımız koşulumuz var: Ne kadar nükleer kurulu güç kurulursa, ona eşit miktarda ek su ve rüzgâr kurulu gücü istiyoruz.Bu ek gücün yarısı rüzgâr, yarısı hidrolik enerji santralı olsun diyoruz.

Türkiye nükleer enerjiden yararlanmakta geç kalmıştır. Türkiye’de birincisi 1965’de, ikincisi 1972’de, üçüncüsü 1983’de, dördüncüsü 1992’de olmak üzere nükleer santral kurulması için dört girişim başlatılmış, ikinci girişime bağlı olarak 1976 yılında, dördüncü girişime bağlı olarak da 1997 yılında, yani iki kez de uluslararası ihaleye çıkılmıştı. Diğer girişimlerde de firmalardan direkt teklifler alınmıştı. Sonuncusu olan dördüncü girişim 25 Temmuz 2000 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından alınan kararla, “Nükleer enerji santralları yapımından vazgeçmemiz doğru olmaz; fakat bunu bir süre ertelememiz; ve yeni nesil nükleer santral teknolojisinin devreye girmesine fırsat tanımamız uygun olur” denilerek, o dönemin Başbakanı Ecevit içine sindiremediği için iptal edilmişti. Bu içine sindiremeyiş, görünürde Türkiye’ye 5 yıl kaybettirmiş bulunuyor.

Enerji Bakanı Dr. M. Hilmi Güler, son kez Kasım ayında Çekmece Nükleer Araştırma Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında, “2011’den itibaren peş peşe devreye girecek 3 nükleer santral kurulacağını” söyledi. Dr. Güler, nükleer santral niyetini bu yıl ilk kez Mayıs ayında TV’de açıklamıştı. Ancak, kurulacak nükleer santralların güçleri hakkında bilgi yok, ama teknolojinin gereği 1000 ya da 1500’er MW’lık üç nükleer santral beklenmeli.

Enerji Bakanı sık sık nükleer santraldan bahsediyor da, şimdiye kadar Başbakan Erdoğan’ın bir kere olsun bu konuya değinmemesi, soru işareti yaratıyor. Bakanın ve Bakanlığın niyeti olabilir, AK Parti programında da olumlu bir yeri var, ama Hükümet’in ve Başbakan’ın görüşü ne? Bizce sektörde öncelik sırası verilen bazı sorunlar henüz çözülmemişken, nükleer enerji konusuna el atış, çok şeye birden başlamak, başarı görüntüsü için bir politik gerekçe olabilir mi? Olmamalı, çünkü başarının ölçüsü değişiktir. Nükleer santral projesinin yeni bir başarısızlığa sürüklenmesi, Türkiye’yi bu kez geçmiştekilerden çok daha zor bir durumda bırakacağından, her şey tam uyum içinde iyi planlanmalı. “Herhalde Bakanlık hazırlattığı stratejide bunları siyasi, sosyal, politik, ekonomik vs. yani tüm yanları ile düşünmüştür” diye düşünüyoruz! Bu strateji de bir türlü Bakanlar Kurulu’ndan geçip açıklanmadığı için kaygılarımızı dile getiriyoruz. Başbakan Erdoğan, hükümetinin niyetini bir an önce açıklamalı. “Yoksa, 17 Aralık sonrası gelişmeler mi bekleniyor?” demeden geçemeyeceğiz.

 

Nükleer enerji stratejisinde, nükleer santralların hangi işletmecilik modeli ile yatırımının yapılacağı ve bununla denge sağlayacak yeni ve yenilenebilir enerji stratejisi de belirgin olmalı.

Türkiye Atom Enerjisi Komisyonu (TAEK) çevrelerinden aldığımız bilgiye göre bu hususlar stratejiye yansımamış. Bugünkü ortamda devlet nükleer santral kurmaya kalkmamalı. AK Partinin programına göre yap-işlet modeli olabilir.

 

 

 

Nükleer enerji ile bağlantılı yenilenebilir enerji stratejisine gelince, bir cümle ile “Ne kadar nükleer kurulu güç, toplamı ona eşit ek su ve rüzgar kurulu gücü”. Bunu MW bazında öneriyoruz. Gerçekçi olduğumuz için GWh bazında istemiyoruz. Çünkü o zaman yenilenebilirin MW bazının, GWh’de nükleerin 3-4 kat üstüne çıkması gerekir. Umarız bu isteğimiz uygun karşılanır.

Evet, nükleer enerji temiz enerjidir, kaza riski uçak yolculuğundaki riskten çok azdır. Çevresindeki kişiler röntgen çekilirken alınan radyasyon gibi bir radyasyona dahi maruz kalmaz, ama ürkütücüdür ve yeşil enerji kaynaklarına göre riski elbette daha fazladır. Öyleyse sistemi dengelemek gerekir. Sistemin dengelenmesi için nükleer kurulu güç ile dengeli rüzgâr ve su gücü kamuoyunun kabul edebileceği bir çözümdür.

 

 

TEİAŞ’ın Kasım 2004 tarihli “Türkiye Elektrik Enerjisi Üretim Planlama Çalışması (2005-2020)”ye göre nükleer enerjiye verilen yer, birinci senaryoda 2012 yılında 1500 MW, 2014 yılında 1500 MW ve 2015 yılında 1500 MW olmak üzere 2010-2105 döneminde 4500 MW öngörülmüş ki, Bakan Dr. Güler’in sözünü ettiği üç nükleer santral bunlar olmalı. Çünkü, ikinci senaryoda 1500 MW’lık ilk nükleer santral 2015’de başlıyor ve 2017 ile 2018’de 1500’er MW’lık iki nükleer santral daha devreye giriyor.

Şimdi bakın birinci senaryoda, 1500 MW’lık ilk nükleer santralın devreye gireceği 2012’de 125 MW rüzgâr ve 1478 MW hidrolik ve jeotermal santral da devreye girecek görünüyor, planlama öyle. Biz de diyoruz ki, 125+750=875 MW rüzgâr ve 1478+750=2228 MW hidrolik ve jeotermal santralları devreye girsin, planlama buna göre değiştirilsin! Bu önerimiz kabul görüp gerçekleşirse, TEİAŞ’ın yeni planlamasına bağlı olarak senaryo 1’e göre 2011-2015 döneminde eklenecek 4500 MW nükleere karşı, ek olarak toplam 4500 MW rüzgâr ve su kurulu gücü daha eklenmeli.
 

Bu eklemeyle 2015 döneminde önceden planlanan ve lisans verilmiş olan 7436 MW kurulu yenilenebilir gücü 7436 + 4500 = 11936 MW’a yükselecek. Buna karşın ithal doğalgaz ve Kyoto protokolü gereğince çevre sorunu olan linyit santralları kurulu gücünde azaltma yapılabilir.

Avrupa Birliği ilkelerine uyulmuş olur. 2015 yılındaki rüzgâr kurulu gücü, TEİAŞ planlaması ve önerimize göre 2538 MW’dan 2413+2250=4663 MW’a çıkar. Hidrolik kurulu güç de 23257 MW yerine 25507 MW düzeyine çıkar.

Senaryo 2’ye göre de sisteme eklenecek güç miktarı toplamı sonuçta aynıdır, fakat zamanlaması değişecektir. 2011-2015 döneminde 1500 MW nükleerin yanısıra 625 MW rüzgâr ve 7644 MW hidrolik ve jeotermal girmesi planlanmış. Şimdi buna 750 MW rüzgâr, 750 MW da hidrolik eklenmeli. Böylece 2016-2020 döneminde ise 3000 MW nükleer girecek ki, mevcut planlanana ek olarak rüzgâra 1500 MW, hidroliğe de 1500 MW eklenmeli.

 

Böylece her iki senaryo sonucunda, TEİAŞ’ın öngördüğü 2020 yılındaki kurulu güç kapsamında rüzgâr 3038 MW’dan 5288 MW’a, hidrolikte 29299 MW’dan 28449 MW’a yükselecek, belki biraz daha denge sağlanmış olacak, ama bizce yine de yeterli sayılmaz. 2020 yılında 10 000 MW rüzgâr ve 35 000 MW hidrolik hedeflenirse gerçekçi davranılmış olacaktır.

Sayın Bakan Dr. Güler, söylediği gibi gerçekten yenilenebilir kaynaklardan (bugün ticari olanı ve Türkiye’de önemli potansiyeli bulunanı ile su ve rüzgârdan) yana ise, nükleer santral kurmaya kalkışırken, ona eşit güçte ek bir kapasiteyi de su ve rüzgâra tanımalıdır. Kendisinden bu doğrultuda girişim bekliyoruz! Biz nükleer enerjiye karşı değiliz, destekliyoruz, ama su ve rüzgâr da politik sözden öte somut adımlarla desteklenmeli. Komisyona geri çekilen “Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun Tasarısı” tümüyle serbest piyasa koşullarını zedelemeyecek biçimde yeniden yazılmalı. RESSİAD beklediği temel ilkeleri açıklamış bulunuyor.

 

Nükleer elektriği, su ve rüzgâr elektriği ile desteklenmeli!

Ne kadar nükleer güç o kadar da ek rüzgâr ve su gücü !

RESSİAD yenilenebilir enerji ile dengeli nükleer enerji stratejisi istiyor ve bunu bekliyor! Kyoto Protokolü ve İklim Değişikliği Anlaşması bunu gerektiriyor, karbondioksit artışı ile global ısınma sorunu nükleer ve yenilenebilir (özellikle su ve rüzgâr) enerji payının artması ile çözümlenecektir. Yeni nesil nükleer santrallar ve yeni teknoloji ile yenilenebilir kaynak santralları insanlığa çözüm sunuyor! Ülkemizi bu çözümden mahrum edemeyiz!

 

Merkez
Kuleli Sokak No:87 Daire:2, 06700 G.O.P./ANKARA

Tel: +(90) 312 436 95 98 - Faks: +(90) 312 436 95 98

Elektronik posta: ressiad@ressiad.org.tr