Yönetim Mevzuat Tüzük İletişim   22.11.2017

AK Enerji
AKÖZ Grubu
BAYINDIR Holding
BEREKET ENERJİ
BİLGİN ENERJİ YATIRIM HOLDİNG
BOREAS ENERJİ
Borusan EnBW Enerji Yatırımları ve Üretim A.Ş.
ÇALDERE
ÇİMTAŞ ÇELİK İMALAT MONTAJ ve TESİS A.Ş.
Das Mühendislik ve Enerji Yatırımları A.Ş.
ENİMEKS
Epuron GmbH
ERKO Şirketler Grubu
GALKON
GÜNGÖR ELEKTRİK
GÜRİŞ İnşaat ve Mühendislik A.Ş.
HAREKET Proje Taşımacılığı ve Yük Mühendisliği A.Ş.
HEXAGON Danışmanlık ve Ticaret A.Ş.
HİDRO DİZAYN
KARESİ ENERJİ A.Ş.
LNG Process A.Ş.
MASTER DANIŞMANLIK MÜMESSİLLİK VE TİCARET  A.Ş.
OZG Enerji İnşat Taahhüt Sanayi ve Ticaret A.Ş.
PERFECT WIND
RES ANATOLIA
SANKO ENERJİ
SOYAK Holding
TÜRKERLER İnşaat
USLUEL A.Ş.
Vestas Türkiye
YENİGÜN İnşaat
YILDIRIM GRUP
ZORLU Holding
© 2005 RESSİAD
 
Makaleler
Türkiye ve Kyoto Protokolü (Turkey and the Kyoto Protocol) 15.02.2005

Prof. Dr. Mustafa Özcan ÜLTANIR
-

Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi

e-mail: ultanir@dialup.ankara.edu.tr

        
 


TÜRKİYE KYOTO PROTOKOLܒNÜ HEMEN İMZALAMALIDIR
 
16 Şubat 2005, Dünya Tarihi’nde yeni bir dönemeç. Kyoto Protokolü uluslararası ortamda resmen yürürlüğe giriyor. Ne yazık ki Türkiye’nin imzası eksik. Türkiye bu protokolü hemen imzalamalı ve TBMM onayından geçirmelidir. Türkiye protokolü imzalarsa, yenilenebilir enerji yatırımlarından tutun da ağaçlandırma yatırımlarına kadar Türkiye’ye yabancı sermaye akacak.
 
Türkiye yenilenebilir enerji yatırımları ile üreteceği yeşil elektriği Avrupa’ya ihraç ederek yılda 19, evet yanlış okumuyorsunuz 19 milyar dolar gelir sağlayabilir. Peki, sanayi ve linyit santralları ile kotasının üzerinde kirletme yapacak olursa ödeyeceği ceza ne? Bir milyar dolar bile değil. Kaldı ki, Türkiye’ye tanınan bir özel statü olduğu için hiç ceza ödemesi de söz konusu değil. Öyleyse, imza niçin bekletiliyor ki?
 
BAŞBAKANIMIZ SAYIN RECEP TAYYİP ERDOĞAN’A ARZ EDİYORUZ. LÜTFEN KYOTO PROTOKOLÜNÜ HEMEN İMZALAYINIZ. AB’YE GİRMEK İÇİN ATILAN İMZA KADAR ONURLU BİR İMZA OLACAK BU. SAYIN ERDOĞAN SİZE BU İMZAYI ATMAK YAKIŞIR. KYOTO PROTOKOLܒNÜN NE OLDUĞUNU DOĞRU DÜRÜST BİLMEYENLER SİZİ YANILTMASIN. TÜRKİYE’NİN ULUSAL ÇIKARI BU İMZANIN ATILMASINDA. GLOBAL BATI DÜNYASINDA YERİNİ ALMAK İSTEYEN TÜRKİYE’YE DE, TÜRKİYE’NİN İDDİALI LİDERİ OLAN SİZE DE BU YAKIŞIR.
 
Aşağıda ABD’deki uzman danışmanımız Nalan Gainer’in bu konuda bir makalesini bulacaksınız. Yine ABD’deki uzman danışmanlarımızdan Dr. Gürcan Gülen’in yollamış olduğu global ısınma konulu İngilizce makaleyi de üyelerimize ve okurlarımıza sunuyoruz. Global ısınma konusunda tartışmalar olsa da, Türkiye’nin Kyoto Protokolünü imzalamamak gibi bir lüksü olamaz ve olmamalı! İmzalamak Türkiye’nin yararına. Başkan Bush imza atmıyorsa, ABD yararına görmediği için atmıyor. Üstelik ABD yararını, insanlığın geleceğini karartma pahasına, dünyanın zararı üzerinde tutma ayıbını da işliyor. Rusya’nın güçlü lideri Putin, kendi ülkesi adına riskli olmasına karşın Kyoto Protokolüne imza attıysa, Türkiye’nin güçlü lideri Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye yararına olan bu protokolü niye imzalamasın, ya da imzalamakta niçin geç kalsın ki? Buna mazeret bulunamaz. AB üyeliği de bu imzayı gerektiriyor. Yarın AB uyarısı ile değil, bugün kendi irademizle imza atalım.
 
Prof. Dr. Mustafa Özcan ÜLTANIR
 
KYOTO’YA İMZA ATMA ZAMANI
 
Nalan GaIner
Başkan
PT Consulting Co. 1825 Eye Street, NW,Washington, DC 20006
Telefon:1 (202) 828 – 6286, Mobil: 1 (202) 315 – 6095, Faks: 1(301) 598 - 0796 
 
“Birleşmiş Milletler’in uluslararası iklim değişikliği ile mücadele anlaşması olan Kyoto Protokolü 16 Şubat tarihinde devreye giriyor!
  
Anlaşma, gelişmiş (kirleten) ülkelerin karbon dioksit (sera gazı) emisyonlarını azaltmaları için bağlayıcı müeyyideler getiriyor. Müeyyideler, kirleten ülkelerin yıllık ortalama emisyonlarını 1990 yılında ölçülen değerlerin ortalama %5.2 altında azaltmalarını gerektiriyor.   
 
Kyoto Protokolü’nün devreye girmesi demek, sera gazı emisyonlarını azaltma gerekliliğinin imzalayıcı ülkeleri hukuksal düzeyde bağlayıcı hale gelmesi demektir. Protokol, bilindiği gibi, iklim değişikliği ile mücadelenin ilk adımı olarak hazırlandı. Tabii, 16 Şubat’tan itibaren BM’ye düşen en önemli görev tüm büyük kirleticileri uzun dönemli bir uluslararası anlaşmaya yanaşmalarını sağlamak olacak. Protokolün ana mekanizmaları olan ‘emisyon ticareti’ ve ‘temiz geliştirme mekanizması devreye girecek ve önce Kuzey Amerika’da başlayan emisyon borsası tamamen devreye girecek.
 
Bu tarihi gün, Rusya Federasyonu’nun üç ay önce protokolü imzalaması ile belli oldu:  dünya emisyonunun %55ine tekabül eden kirletici ülkeler imzalayınca devreye giriş garanti altına alınmış oldu.  Büyük kirleticilerden biri olan Rusya’nın imzasını takiben 90 gün sonra 16 Şubat tarihinde devreye giriş gerçekleşmiş oluyor.
 
Dünyanın en büyük kirleticisi ABD, ilk W. Bush yönetimi sırasında Şubat 2002de Kyoto Protokolünden çıkmıştı. Tüm ülkeleri çok kızdıran bu hareket, anlaşmanın tamamen suya düşme tehlikesini de doğurmuştu.  Ancak, BM ve imzalayıcı ülkeler anlaşma maddelerine uymaya karar verdi.  Avustralya da imzalamayan ülkelerden biri.
 
Türkiye, OECD ülkesi olarak haksız yere kirleticilerin listesine (Annex B) alınmıştı. Yedi yıl bu listeden çıkarılmak için diplomatik bir savaş veren Türkiye Cumhuriyeti, sonunda 2000 Kasım’ında ‘Özel Annex ülkesi’ sıfatını kazanmıştı. Bu şekilde hem kirletici durumunda kalan ülke, ayni zamanda da kirletmeyen ülkelerin karbon kredisi pazarlama  haklarını elde etmişti. AB Gümrük Birliği üyeliği gibi acayip, başka hiçbir ülkeye verilmeyen bir sıfat kazanan Türkiye, bu sıfatı ve onun yarattığı fırsatları çok iyi kullanmalı. Meclis’te şu anda hâlâ hazırlanmakta olan ‘Kyoto Protokolünü İmzalamakla İlgili Kanun Tasarısı bir an önce çıkarılmalı.  
 
Kyoto İmzalayıcısı Olmak = Anadolu’nun Ağaçlandırılması
 
En hızlı toprak erozyonu olan ülkelerden biriyiz.  Maşallah, Anadolu yarımadasının altından girip üstünden çıkmış, iki ağacı yan yana bırakmamış bir toplum olarak, Kyoto Protokolü bizim için en son ümit ışığı.  Zira bu anlaşma kirleten ülkelere 2008-2012 yılları için emisyon azaltma şartı getiriyor, hem de her yıl için ve her ülke için belirlenmiş rakamlarla. Emisyon azaltmak demek ağaçlandırma demek ki (dünyanın herhangi bir yerinde, ille de kendi ülkesinde yapmak gerekmiyor), temiz teknolojiler, yenilenebilir enerjiye dönüş gerektirdiği için, kirleticiler Türkiye gibi ülkelerde birçok proje yapacak.  Emisyon azaltmanın tek yolu havadaki karbon dioksiti tekrar bitkilerin bünyesinde özümsemekle mümkün.  Bu da dünyanın şu andaki teknolojik gelişkinliği ile sadece orman tabakasını çoğaltmakla yapılabilecek.
 
Kısaca, kirletici ülkeler ağaçlandırma projeleri geliştirmek zorunda.  Bizim gibi, işçiliğin ve başka proje masraflarının hâlâ göreceli olarak daha ucuz olduğu gelişmekte olan ülkeler bu projelerin uygulama noktaları olacak.  İşte Anadolu’nun bin yıl önceki haline gelmesi, yani o eski dev ağaçlarlarla güzelleşmesi, toprağın eski kalitesine gelmesi bu anlaşma sayesinde mümkün olabilecek.  Yeniden  bizim gibi ülkelerde bu projeleri daha ucuza mal edebilecekler.
 
Kyoto protokolü mekanizmalarını kullanarak yatırım yapmak zorunda olan ülkelerden Türkiye’ye görülmemiş düzeyde enerji yatırımı finansmanı akacak. Bu da enerji sektöründe hidroelektrik, rüzgâr ve fotovoltaik santral yatırımları demek, üstelik büyük miktarlarda ve çok elverişli şartlarda.  Şu ana kadar son derece zor bir başarı olan enerji yatırımı finansmanı artık çok daha kolaylaşacak. Tabii, bunun bazı gerek ve yeter şartları var.
 
İlk gerek ve yeter şart, Kyoto protokolünü imzalamak.  Diğer şartlar ise, yine kredi notu konusu ile ilgili. Kısaca, ülkenin kredi notu ve yatırımcı davranışı değişmeden protokolü imzalamakla ülkeye enerji ve ağaçlandırma yatırım fonları akmayacak.
  
 
Nonscientist Assails a Graph Environmentalists Use, And He Gets a Hearing
Defenders Call Attack Political
By ANTONIO REGALADO
Staff Reporter of THE WALL STREET JOURNAL
February 14, 2005; Page A1
One of the pillars of the case for man-made global warming is a graph nicknamed the hockey stick. It’s a reconstruction of temperatures over the past 1,000 years based on records captured in tree rings, corals and other markers. The stick’s shaft shows temperatures oscillating slightly over the ages. Then comes the blade: The mercury swings sharply upward in the 20th century.
The eye-catching image has had a big impact. Since it was published four years ago in a United Nations report, hundreds of environmentalists, scientists and policy makers have used the hockey stick in presentations and brochures to make the case that human activity in the industrial era is causing dangerous global warming.
But is the hockey stick true?
[Stephen McIntyre]According to a semiretired Toronto minerals consultant, it’s not. After spending two years and about $5,000 of his own money trying to double-check the influential graphic, Stephen McIntyre says he has found significant oversights and errors. He claims its lead author, climatologist Michael Mann of the University of Virginia, and colleagues used flawed methods that yield meaningless results.
Dr. Mann vigorously disagrees. On a Web site launched with the help of an environmental group (www.realclimate.org1), he has sought to debunk the debunking, and counter what he calls a campaign by fossil-fuel interests to discredit his work. "It’s a battle of truth versus disinformation," he says.
But some other scientists are now paying attention to Mr. McIntyre. Although a scientific outsider, the 57-year-old has forced Dr. Mann to publish a minor correction. Now a critique by Mr. McIntyre and an ally is being published in a respected scientific journal. Some mainstream scientists who harbored doubts about the hockey stick say its comeuppance is overdue.
The clash has grown into an all-out battle involving dueling Web logs (www.climateaudit.org2), a powerful senator and a score of other scientists. Mr. McIntyre’s new paper is circulating inside energy companies and government agencies. Canada’s environment ministry has ordered a review.
[Michael Mann]Mr. McIntyre’s critique isn’t going to settle the broader global-warming debate. Indeed, he takes no strong position on whether fossil-fuel use is heating the planet or, if so, how to cope. He just says he has found a flaw in a main leg supporting the global-warming consensus, the consensus that led to an international initiative taking effect this week: Kyoto.
The Kyoto protocol obligates the 35 industrialized nations that ratified it -- which don’t include the U.S. -- to reduce emissions of six gases 5% below 1990 levels by 2012. The thinking behind it is straightforward: Human activity, especially the burning of fossil fuels, generates carbon dioxide, methane and other gases that accumulate in the atmosphere; there they trap the sun’s heat the way a greenhouse does; to reduce the heat, reduce the gases.
But that will mean far-reaching industrial changes. Mr. McIntyre’s complaint is that supporters of Kyoto pushed for it by wielding a graph, the hockey stick, whose validity they’d never fully scrutinized. "Give me a break -- we are making billion-dollar decisions," he says, noting that businesses, by contrast, must carefully audit their financial statements and projections.
Many skeptics contend that liberal environmental agendas are behind alarming global-warming headlines, though often skeptics bring policy agendas of their own. Think tanks backed with funding from the energy industry have waged a wide campaign to cast doubt on key scientific results. "Climate science today is fully politicized," says Roger Pielke Jr., head of the University of Colorado’s Center for Science and Technology Policy Research. Mr. McIntyre says he hasn’t received any industry funding.
The hockey stick was a highlight of a 2001 report by the U.N.’s Intergovernmental Panel on Climate Change. That is an advisory body through which the world’s scientists try to reach consensus on man-made climate change and provide advice on how to limit it. Because the graph showed only minor temperature changes before the industrial age and then an upward slant -- the hockey-stick shape -- it became an oft-cited argument that human activity was raising temperatures.
The problem, says Mr. McIntyre, is that Dr. Mann’s mathematical technique in drawing the graph is prone to generating hockey-stick shapes even when applied to random data. Therefore, he argues, it proves nothing.
Statistician Francis Zwiers of Environment Canada, a government agency, says he now agrees that Dr. Mann’s statistical method "preferentially produces hockey sticks when there are none in the data." Dr. Zwiers, chief of the Canadian agency’s Center for Climate Modeling and Analysis, says he hasn’t had time to study Dr. Mann’s rebuttals in detail and can’t say who is right.
Dr. Mann, while agreeing that his mathematical method tends to find hockey-stick shapes, says this doesn’t mean its results in this case are wrong. Indeed, Dr. Mann says he can create the same shape from the climate data using completely different math techniques.
The dispute turns on esoteric math concepts like principal components analysis, detrended standard deviations and autoregressions. "It’s a very difficult technical question, one that not even most people in climate research would understand," says Eduardo Zorita, a climate scientist at the GKSS Research Centre in Germany. He, too, now agrees that Mr. McIntyre has identified a statistical snafu in the hockey-stick math. What he says isn’t yet clear is whether it could invalidate Dr. Mann’s final result.
Some scientists believe the debate has little bearing on the broad case for man-made warming. That’s because, they say, other studies of past temperatures also indicate that the late 20th century was unusually warm. Recent temperature increases also square with the known effects of greenhouse gases. "The main punch line still appears in many other studies," says Jonathan Overpeck, a climate specialist at the University of Arizona. He shares some other scientists’ concern that critics have unfairly singled out Dr. Mann’s work. A variety of critics appear to be "on some kind of witch hunt," Dr. Overpeck says.
Mr. McIntyre first became interested in the hockey stick in late 2002 after seeing the graph in materials distributed by the Canadian government. "What struck me is that it looked very promotional," he says, "and I wanted to see how they made it." As a financial consultant to small minerals-exploration companies, he was mindful of how wrong estimates of the size of Borneo gold deposits lay behind the 1997 Bre-X Minerals scandal. Mr. McIntyre, who won math contests in high school and a math scholarship to the University of Toronto, says he’d always been disappointed in not having any academic accomplishments "despite having a good mind."
Mr. McIntyre e-mailed Dr. Mann requesting the raw data used to build the hockey stick. After initially providing some information, Dr. Mann cut him off.
Dr. Mann says his busy schedule didn’t permit him to respond to "every frivolous note" from nonscientists. The climate-statistics expert, now 39, gained a big career boost from initial publication of the graph in 1998 and 1999. Although others had sought clues to past temperatures, his team was among the first to stitch many disparate records together to span hundreds of years across the entire Northern Hemisphere.
Scientists already knew that average global temperatures had risen about one degree Fahrenheit since 1900. Now the hockey stick, showing only smaller fluctuations in earlier centuries, was seen as a breakthrough. The IPCC used it to back a striking conclusion: The 1990s were probably the warmest decade in 1,000 years. This conclusion helped shut down skeptics’ claim that the 20th century’s greater warmth might be due to natural factors such as changes in solar intensity.
Some scientists had doubts, however. The graph gave little emphasis to what’s known as the "medieval warm period," the years around 1000 A.D. when the Norse colonized Greenland. It also seemed to smooth over a cold epoch starting in the 15th century called "the little ice age." Others worried that it relied too heavily on growth rings from a small number of ancient trees, such as California bristlecone pines that can live thousands of years clinging to mountainsides.
Some also disliked Dr. Mann’s self-confident persuasive style, among them Wallace Broecker of Columbia University’s Lamont-Doherty Earth Observatory. Yet because the graph so neatly strengthened the case for man-made warming, Dr. Broecker says, "a lot of people grabbed that hockey stick."
From the outset, the graph was a target of numerous lobbyists and skeptics. When Mr. McIntyre became interested in it, he quickly teamed up with Ross McKitrick, an economist at Canada’s University of Guelph who’d written a book questioning global warming. (The two met on an Internet chat group for climate skeptics.) In October 2003, Energy & Environment, a British social-science journal known for contrarian views, published an initial critique by the pair.
The two were invited to Washington as a vote neared on a bill to cap fossil-fuel emissions. They met with Sen. James Inhofe, who heads the environment committee and has called the threat of catastrophic global warming the "greatest hoax ever perpetrated on the American people." The Oklahoma Republican relied on doubts raised by a variety of skeptics in leading successful opposition to the bill in 2003. Mr. McKitrick says he was paid $1,000 by the Competitive Enterprise Institute, a free-market research and lobbying group, and had his travel costs picked up by another lobby group. Mr. McIntyre, who briefed lobbyists with the National Association of Manufacturers, says he has taken no payment.
Dr. Mann and scientists close to him viewed this as a political attack, not science. Dr. Mann offered a strong rebuttal of the Canadians’ 2003 journal article, explaining that it didn’t correctly apply his techniques. In doing so, however, he revealed details of his data and mathematical methods that hadn’t appeared in his original paper.
When Messrs. McIntyre and McKitrick pointed this out to Nature, the journal that first published the hockey-stick graph, Dr. Mann and his two co-authors had to publish a partial correction. In it, they acknowledged one wrong date and the use of some tree-ring data that hadn’t been cited in the original paper, and they offered some new details of the statistical methods. The correction, however, stated that "none of these errors affect our previously published results."
Mr. McIntyre thinks there are more errors but says his audit is limited because he still doesn’t know the exact computer code Dr. Mann used to generate the graph. Dr. Mann refuses to release it. "Giving them the algorithm would be giving in to the intimidation tactics that these people are engaged in," he says.
Mainstream scientists have also been scrutinizing the hockey stick. One, Hans von Storch of Germany’s GKSS center, has presented theoretical findings arguing that Dr. Mann’s technique could sharply underestimate past temperature swings. Indeed, new research from Stockholm Un iversity on historical temperatures suggests past fluctuations were nearly twice as great as the hockey stick shows. That could mean the 20th-century jump isn’t quite so anomalous.
Dr. von Storch says he faced pressure from colleagues who feared that skeptics could misuse his results. He complains of a tendency in climate science to "use filters and make only comments that are politically correct."
Reports such as his helped to reopen the debate, even to outsiders. And last month, a peer-reviewed journal, Geophysical Research Letters, accepted a paper by Messrs. McIntyre and McKitrick.
The editor, Steve Mackwell, says Dr. Mann contacted him to argue that the Canadians’ work was deeply flawed. Dr. Mann then put a critique on his blog, "Realclimate.org," calling the Canadians’ new paper "demonstrably specious." He said the intense criticism of his work struck him as odd because he had always "emphasized...the uncertainties."
Now the IPCC is preparing a new global warming report, due in 2007, and charges of exaggeration are again flying. A U.S. hurricane researcher, Chris Landsea, quit the U.N. body last month after an IPCC senior author, Kevin Trenberth, said storms could get worse because of global warming. Dr. Landsea called that idea unsupported by data and said the IPCC was "motivated by pre-conceived agendas." Dr. Trenberth, defending his analysis, said his critic is the one "politicizing" the science.
As the IPCC revisits the warming issue -- and the hockey stick -- it is taking account of all views, including Mr. McIntyre’s, say the group’s leaders.
Mr. McIntyre says he intends to continue his audit of climate science and has demanded that other researchers send him details of their work. He isn’t satisfied with the responses so far. "When I ask them for additional data, you can imagine how cooperative they are," he says.
Climate change and politics

Hotting up
Feb 3rd 2005
From The Economist print edition
 
The debate over global warming is getting rancorous
“THE intermixing of science and politics is a bad combination, with a bad history.” So warns Michael Crichton at the end of his current, popular novel, “State of Fear”. He argues that wilful obfuscation by politicians and wild-eyed greens is leading to a herd mentality over global warming, akin to the uncritical embrace of eugenics a century ago. “Once again,” he intones ominously, “critics are few and harshly dealt with.”
At first blush, it appears that Dr Crichton might have a point. Of course, there was once an intense global debate over global warming’s most sacred cow—the Kyoto protocol on climate change. The treaty calls for immediate reductions in emissions of greenhouse gases by industrialised countries. George Bush upset many greens by abruptly confirming in 2001 that America would never ratify the Kyoto treaty. But other countries did ratify it, and it is due to come into full force for them on February 16th, so the Kyoto debate is over.
The concern about crusading politicians also seems relevant. Tony Blair, Britain’s prime minister, says climate change is his top priority, along with Africa, this year. He asked Sir David King, his chief science adviser, to organise a scientific conference in Britain this week to work out what adds up to “dangerous interference” with the climate system. The conference had not ended as The Economist went to press, but there was talk of pressure from politicians for agreement on a specific numerical definition of what is “dangerous”—a notion some participants said was not justified by the science.
 
Despite Kyoto’s coming into force, vigorous debate between and among climate sceptics and climate hawks continues. First, consider the ongoing haggling over the science. The Intergovernmental Panel on Climate Change (IPCC), a body of leading scientists which advises the UN on climate issues, has established that the Earth is indeed warming, thanks in part to man’s burning of fossil fuels. However, questions still remain as to the particulars.
For example, when Kevin Trenberth, head of the IPCC’s panel on hurricanes, recently suggested that there exists a link between climate change and the wave of powerful hurricanes last year, he was immediately challenged. Christopher Landsea, a hurricane expert at America’s National Oceanic and Atmospheric Administration, resigned from the IPCC panel, arguing that Dr Trenberth’s comments went beyond what the peer-reviewed science could justify. He wrote a public letter complaining that: “because of Dr Trenberth’s pronouncements, the IPCC process has been subverted and compromised, its neutrality lost.”
Dr Trenberth retorts that “politics is very strong in what is going on, but it is all coming from Landsea and colleagues. He is linked to the sceptics.” He explains the remarks in question by saying that he did not suggest climate change was affecting the number of hurricanes, but was affecting their intensity, because of hotter ocean temperatures, a conclusion he says the data readily bears out.
Another example is the controversy over the most important totem of global warming: the “hockey stick”. That is the nickname given to the plot of global temperatures published by Michael Mann, then of the University of Massachusetts in Amherst, and his colleagues in 1998, which shows a sharp upturn beginning at the time of the industrial revolution. This chart has often been trotted out as the clinching proof of anthropogenic warming. Sceptics have never liked this chart, which necessarily relies on statistics to infer historical temperatures from tree rings.
Two critics, Stephen McIntyre of the Northwest Exploration Company, in Toronto, and Ross McKitrick of the University of Guelph, also in Ontario, are about to publish a paper in Geophysical Research Letters (GRL), which alleges that Dr Mann’s statistics are inaccurate, and that the hockey stick is a mere statistical artefact. Dr Mann and many other climate scientists dismiss Mr McIntrye’s and Dr McKitrick’s arguments.
The statistical issues involved are complicated—even Stephen Mackwell, the editor-in-chief of GRL, which also published some of Dr Mann’s earlier papers (along with Nature), admits that he does not understand the details of the new paper.
The debate over the economics of warming is, if such a thing were possible, even more robust than the one over the science. The IPCC has come under attack for its scenarios of future growth. One chief sin is the reliance by IPCC modellers on market-based exchange rates instead of purchasing-power parity, which adjust wealth according to domestic purchasing power—which many economists believe is more accurate. That, says David Henderson, an economist at London’s Westminster Business School, leads to unrealistic projections for economic growth and therefore emissions growth. He and Ian Castles provided the IPCC with detailed critiques.
Did the IPCC welcome the chance to improve its projections? Initially, it most certainly did not. Dr Henderson was frustrated by that reaction. However, he was encouraged to learn this week that serious economists were cloistered away at a recent meeting studying ways of incorporating his critiques into the IPCC modelling process. Whether any substantive changes will emerge remains unclear, but a proper re-think may be in the works.
Disagreements are also breaking out among those economists relatively sceptical about the effects of climate change. The Copenhagen Consensus, a project led by Bjorn Lomborg, a professor at the University of Aarhus, in Denmark, and publicised by this newspaper, made something of a splash a few months ago by ranking climate change at the bottom of a list of pressing global problems (see articles). A panel of eminent economists, among them three Nobel prize-winners, placed initiatives to tackle HIV/AIDS, malaria, sanitation and other problems confronting the world’s poor ahead of proposals to tackle global warming, which were described as “bad” investments compared with those aimed at tackling these other problems. But several participants now say that there was confusion about how they were ranking ways to spend development aid, or ranking which general global problems should be tackled.
Of course, greens howled in protest at the dismissal of climate change, and pointed to some sort of stitch up: after all, some argued, Dr Lomborg is well known for his opposition to the Kyoto treaty. He rejects such claims, insisting that the effort was in good faith. He points out that the man selected to write the “expert paper” on climate, William Cline of the Centre for Global Development, a think-tank based in Washington, DC, has impeccable credentials; indeed, he is known as an advocate of forceful, early action to slow global warming. Dr Lomborg explains that the proposals on climate change fared poorly because they offered the lowest benefits for the costs incurred.
Now, some members of the Consensus are dissenting. Thomas Schelling of the University of Maryland, who voted on the final choices, thinks that presenting climate change at the bottom of the list as “bad” is misleading. He says he and the other gurus did not like Kyoto or the aggressive proposals made by Dr Cline, whom he sees as the “most alarmist of the serious climate policy experts”, but Dr Schelling says he would have ranked modest climate proposals higher on the list, because he sees climate as a real problem. Robert Mendelsohn, a conservative Yale economist who was an official “critic” of the climate paper in this process, goes further: because Dr Cline’s positions are “well out of the mainstream”, he had no choice but to reject them. He worries that “climate change was set up to fail.”
Dr Lomborg insists that that was not at all the case. Picking an enthusiast like Dr Cline also could suggest that climate was being taken seriously by the Copenhagen process. However, he accepts that more modest proposals (such as a small carbon tax or investments in research) would have ranked higher on the list. Dr Cline, for his part, acknowledges that his views (for example, on the right discount rates to use when pondering long-term policies) “have not yet been accepted by the mainstream.” He is unhappy with how climate has been portrayed by the Copenhagen process, but he still feels that the attempt to assess global problems was well intentioned and worthwhile.
Perhaps the clearest sign that the imminent arrival into force of Kyoto has not led to a bout of green triumphalism comes from the debate among America’s greens today. Michael Shellenberger and Ted Nordhaus, political strategists and green organisers, argue in a recent policy paper that, judging from polling data, America’s big environmental groups have failed to persuade most Americans. They argue that greens need to develop more convincing arguments to get Americans to take global warming more seriously.
Predictably, Messrs Shellenberger and Nordhaus have unleashed a stream of counter-attacks that have led to a lively debate among American environmentalists. They conclude: “We in the environmental community today find ourselves head-down and knee-deep in the global warming river. It’s time we got back to shore and envisioned a new path for the crossing.” Despite the arrival of Kyoto, the debate and dissent of recent weeks suggests that the treaty has not produced the world of self-confident greens and smothered critics feared by Dr Crichton. In fact, the contrary seems to be true.

Yukarıdaki İngilizce metinlerin özet çevirisi:

GLOBAL ISINMA – İKLİM TARTIŞMASI  

Global ısınma ile ilgili duayen göstergelerden biri “hokey sopası” dır. Bu sopa yıllar boyunca sıcaklık durumunu göstermektedir. 20. yüzyılda artık bu sopa keskinleşmiştir. Dört yıl önce Birleşmiş Milletler raporunda yayımlanmasından beri yüzlerce çevreci bilim adamı ve politikacı hokey sopasını sunumlarında ve broşürlerinde kullanarak global ısınmanın tehlikeli boyutlarını anlatmışlardır.

Fakat hokey sopası doğru mudur?

Yarı emekli Toronto mineral danışmanına göre doğru değildir. 2 yıllık araştırma ve 5000$ harcamadan sonra Stephen McIntyre bu kanıya varmıştır. Virginia Üniversitesi’nde iklimle ilgilenen Michael Mann bir takım yanlış metotlar kullanmış ve anlamsız sonuçlara varmıştır.

Dr. Mann bu duruma karşı çıkmıştır. Bazı bilim adamları Mr. Stephen McIntyre’ye dikkat etmişlerdir, bu yüzden Dr. Mann ufak bir değişikliği de yayınlamıştır. Stephen McIntyre yeni yazısı enerji şirketlerinde ve hükümet birimlerinde yayımlanmıştır. Kanada çevre bakanı yeniden gözden geçirmeyi önermiştir. Stephen McIntyre kritiği global ısınma olarak yerleşmemiştir. Gerçekte fosil yakıtların kullanımı ile ısınmanın olacağında güçlü bir konumda değildir. Sadece global ısınma ile ilgili uluslararası protokol olan Kyoto’yu savunmaktadır.

Kyoto Protokolü Amerika dışındaki 35 sanayileşmiş ülkeyi kapsamaktadır. Amacı 6 adet emisyon gazını 1990’dan 2012’ye %5 azaltmaktır. Bunun arkasındaki gerçek insanların aktiviteleri, özellikle fosil yakıtların yanması ile karbondioksit, metan ve diğer zararlı gazların atmosfere karışması ve sera etkisinin artmasıdır.

Bir çok kuşkucu kişiler liberal çevre gündemlerinin global ısınmanın arkasında olduğunu iddia etmektedirler. Colorado Üniversitesi Bilim ve Teknoloji Araştırma Enstitüsü başkanı Roger Pielke “bugün iklim bilimi tamamiyle politikanın içindedir” demiştir. Stephen McIntyre ise bu kişinin herhangi bir sanayi yardımı almadığını söylemiştir.

Hokey sopasına BM’nin 2001 iklim değişikliği raporunda önem verilmiştir. Bu durum iklim değişikliği ile ısınmanın nasıl sınırlanacağını anlatan tavsiye kurumudur. Çünkü, grafik sanayileşme çağından önce iklim değişikliği çok küçük oranlarda ilerlemekteydi. Daha sonra hızla ilerlemeye başlamıştır. Bu da sıcaklık değişiminde önceki çağa göre önemli oranda artışa sebep olmuştur.

Stephen McIntyre sorunun “Dr. Mann’nın matematiksel tekniğine göre rastgele veriler kullanarak sıcaklık değişim grafiği çıkarması ne derece doğrudur” olduğunu söylemektedir. Kanada’da çevreyle ilgilenen istatistikçi ve hükümet yetkilisi Francis Zwiers Dr. Mann’ın istatistiksel modeli, “verilerde hiçbir şey yoksa hokey sopasını üretmektedir” demiştir. Bunun yanında Dr. Mann ile yeterince çalışmadığı için de kimin haklı olduğu konusunda yeterli bir görüş verememektedir.

Dr. Mann matematiksel modelini savunurken bu durumda alınan sonuçların yanlış olduğu anlamına gelmeyeceğini düşünmektedir. Gerçekte Dr. Mann “Stephen McIntyre iklim verilerini değişik bir matematiksel modelde kullanarak aynı çerçevede bir yapı yaratmaktadır” demiştir.

Almanya Araştırma Merkezinde bilim adamı olan Eduardo Zorita bu tür tartışmaların matematiksel bir içerik olan tek bir konuya doğru ilerlediğini söylemiştir. Global ısınma ile ilgili olarak bazı bilim adamları sera etkisinden dolayı olduğu görüşü ile daha gerçekçi yaklaşımlarda bulunmaktadır.

Mr. McIntyre ilk olarak hokey sopası ile 2002 yılı sonlarında Kanada Hükümeti tarafından materyallerin dağılım grafiğini gördükten sonra ilgilenmiştir. Ve bu durumun nasıl olduğunu araştırmaya başlamıştır. Toronto Üniversitesinin düzenlediği matematik yarışmasında birinci olan Mr. McIntyre akademik bir araştırma ile sonuca gidilememesinden dolayı hayal kırıklığına uğramıştır.

Mr. McIntyre Dr. Mann’a hokey sopasını oluşturan ham verileri isteyen bir e-mail atmıştır. Bazı bilgiler edindikten sonra Dr. Mann bu kişi ile ilişkisini kesmiştir. Dr. Mann, “Bilimsel olmayan yollarla bu kadar yoğunluğumun içinde bu bilgileri artık gönderemem” demiştir. 39 yaşındaki iklim – istatistik uzmanı, 1998 ve 1999 yıllarındaki yayınlarında büyük bir kariyer kazanmıştır. Diğerleri son sıcaklıkları kanıt olarak alsa da Mr. McIntyre ve takımı kuzey yarımküredeki yüzlerce yıllık kayıtların arasında çalışmışlardır.

Bilim adamlarına göre, 1900 yılından beri ortalama küresel sıcaklık yaklaşık 1 F derece artmıştır. Şu anda Hokey sopası yakın yüzyılları göstermektedir. IPCC şu sonuca varmıştır: 1990 lar 1000 yılın en sıcak yılları olmuştur. Bu durum 20 yüzyılda en büyük sıcaklığın güneş yoğunluğundaki değişim gibi doğal faktörlerden kaynaklanacağını gösterebilir.

Ancak, bazı bilim adamları bu durumdan şüphelenmektedirler. Bin yıl içinde grafik değişimlerinden ortalama sıcaklık periyodunu da göz önüne almışlardır. Bu durum aynı zamanda 15. yüzyılda küçük buzul çağı olarak da bilinmektedir.

Mr McIntyre ve Kanada Üniversitesinde ekonomist olan Ross McKitrick fosil yakıtların emisyonu için Washington’a davet edilmişlerdir. Burada çevre komisyonunun başkanı Sen James ile tanışmışlardır. Mr. McKitrick’e lobileşme grubu ve serbest pazar araştırmaları için Rekabet Enstitüsü tarafından 1000 dolar ödenmiştir. Seyahatleri ise başka bir lobi grubu tarafından karşılanmıştır. Mr McIntyre herhangi bir ödeme almamıştır.

Şu anda IPCC 2007 için yeni bir global ısınma raporu hazırlamaktadır. Mr. McIntyre’nin de grup lideri olmasını düşünmektedir. Mr. McIntyre iklim değişikliği çalışmalarına devam edeceğini ve diğer araştırmacılardan da detay çalışmalarını talep etmektedir.

Sıcaklık Artıyor

Bilim ve politikanın karışımı kötü bir kombinasyondur. Michael Crichton şu anki eserinin son kısmında bu korkusunu dile getirmektedir. Politikacılar ile çevreciler arasında global ısınma konusunda şaşırtma bulunmaktadır.

İlk olarak iklim değişikliğindeki Kyoto Protokolü önemli bir konudur. Bu anlaşma sanayi ülkelerinin acil olarak zararlı emisyonlarını azaltmalarını öngörmektedir. George Bush çevrecileri Kyoto Protokolünü imzalamadığı için üzmüştür. Fakat, diğer ülkeler 16 Şubat’ta yürürlüğe giren Kyoto Protokolünü imzalamışlardır.

İngiltere Başbakanı Tony Blair iklim değişikliğinin Afrika’ya doğru çok önemli bir konu olduğunu söylemiştir. Bilim danışmanı Sir David King’e bu konuda kısa zamanda İngiltere’de bilimsel bir konferans düzenlemesini istemiştir. Bu konferans sadece bilim adamları ve ekonomistleri değil aynı zamanda politikacıları da ilgilendirmektedir.

Söylediler, söylediler

Kyoto Protokolü yürürlüğe girmesine rağmen, iklimciler arasında tartışmalar devam etmektedir. İlk olarak bilim alanında tartışmalar olmuştur. İklim Değişiminde Uluslararası Panel (IPCC) BM iklimcilerinin tavsiyesine göre, bilim adamlarından oluşan bir kurum, insanların fosil yakıtları yaktıklarından dolayı dünyanın gerçekten ısınmaya başladığını söylemiştir. Ama, sona karşın sorular kısmen devam etmiştir. Örneğin, IPCC panel başkanı Kevin Trenberth iklim değişimi ile geçen yıl olan kuvvetli kasırga arasında bir ilişki olduğunu belirtmiştir. Amerika Ulusal Okyanus ve Atmosfer İşletmesi kasırga uzmanı Christopher Landsea Dr. Trenberth’in yorumlarının bilim adına kayda değer olduğunu belirtmektedir. Dr. Trenberth politikanın çok güçlü olduğunu fakat sorunların meslektaşları tarafından çözülebileceğini belirtmiştir. Sadece fırtınaların değil, aynı zamanda okyanus sularının ısınması da iklim değişiminin bir sebebi olduğunu söylemiştir.

Bir diğer örnek ise, Michael Mann tarafından takma ismi Hokey sopası olarak bilinen grafiğin giderek keskinleşmesidir. Toronto’da bir şirkette çalışan Stephen McIntyre ve Guelph Üniversitesinde çalışan Ross McKitrick adlı iki eleştirmen Jeofizik Araştırma Dergisi’nde yayınladıkları araştırmada Dr. Mann’in grafiğinin yanlış olduğunu, hokey sopasının sadece sanatsal bir yapı olduğunu söylemişlerdir. Dr. Mann ve diğer iklim bilimciler bu iki eleştirmeni onaylamamaktadır.

IPCC ekonomi uzmanları enerjiyi satın almak yerine kendi enerjilerini kullanmayı önermektedir. Londra’daki ekonomistlerden David Henderson ekonomik büyümedeki gerçekçi olmayan görüşler aynı zamanda emisyon büyümesine de sebep vereceğini söylemiştir. Dr. Henderson’un bu düşüncesi ilk olarak IPCC’de desteklenmemiştir. Ancak bazı ekonomistlerin destek vermesi Dr. Henderson’u cesaretlendirmiştir.

Kopenhag Zirvesi’nde Danimarka’dan bilim adamı ve HIV/Aids den Nobel ödülü alan Bjorn Lomborg halkın yoksullaşmasının da global ısınmaya bir sebep olduğunu savunmuştur. Bu durumun da kötü yatırımların göstergesi olduğunu belirtmiştir.

Fakat bazı katılımcılar global sorunların çözümünde kalkınmaya yönelik yardımların nasıl olacağını düşünmektedirler.

Çevrecilik Ölüyor mu?

Kyoto protokolü’nde en temiz işaretler Amerika’nın yeşilleri arasında bugün tartışmalara sebep olmaktadır. Politika stratejistleri ve çevrecilerden Michael Schellenberger ile Ted Nordhaus, Amerika’nın en büyük çevre gruplarından biri, çoğu Amerikalıyı ikna edemediğini belirtmişlerdir. Bu ikili Amerika’nın global ısınmayı ciddiye almaları için daha inandırıcı argümanların olması gerektiğini belirtmişlerdir.

Sonuç olarak, çevremiz şu anda global ısınma nehrinin derinliklerindedir. Şu an karşıya geçip nehirden kurtulma zamanıdır. Dr. Crichton’un eleştirisine göre Kyoto protokolü imzalanıp bir çok tartışmalar çıkmasına rağmen, anlaşma dünyadaki çevrenin kendine güvenini tam olarak sağlayamamıştır. Gerçekte tersi de mümkün olabilmektedir.

 

Merkez
Kuleli Sokak No:87 Daire:2, 06700 G.O.P./ANKARA

Tel: +(90) 312 436 95 98 - Faks: +(90) 312 436 95 98

Elektronik posta: ressiad@ressiad.org.tr