Yönetim Mevzuat Tüzük İletişim   26.09.2017

AK Enerji
AKÖZ Grubu
BAYINDIR Holding
BEREKET ENERJİ
BİLGİN ENERJİ YATIRIM HOLDİNG
BOREAS ENERJİ
Borusan EnBW Enerji Yatırımları ve Üretim A.Ş.
ÇALDERE
ÇİMTAŞ ÇELİK İMALAT MONTAJ ve TESİS A.Ş.
Das Mühendislik ve Enerji Yatırımları A.Ş.
ENİMEKS
Epuron GmbH
ERKO Şirketler Grubu
GALKON
GÜNGÖR ELEKTRİK
GÜRİŞ İnşaat ve Mühendislik A.Ş.
HAREKET Proje Taşımacılığı ve Yük Mühendisliği A.Ş.
HEXAGON Danışmanlık ve Ticaret A.Ş.
HİDRO DİZAYN
KARESİ ENERJİ A.Ş.
LNG Process A.Ş.
MASTER DANIŞMANLIK MÜMESSİLLİK VE TİCARET  A.Ş.
OZG Enerji İnşat Taahhüt Sanayi ve Ticaret A.Ş.
PERFECT WIND
RES ANATOLIA
SANKO ENERJİ
SOYAK Holding
TÜRKERLER İnşaat
USLUEL A.Ş.
Vestas Türkiye
YENİGÜN İnşaat
YILDIRIM GRUP
ZORLU Holding
© 2005 RESSİAD
 
Makaleler
İklim değişikliği ile mücadele konusunda stratejiye ihtiyaç var (A country strategy for climate change activities needed urgently) 25.02.2005

Nalan ARSOY - GAINER
- 00.00.0000
Yüksek Makine Mühendisi, PT Consulting Co. ve Gainer Industries Inc. kurucusu,

Washington’da oturuyor. Enerji ve çevre sektörlerinde çalışıyor.

web adresi: http://www.gainer-industries.com

 


18 Şubat 2005 tarihli Hürriyet gazetesinde Yalçın Doğan’ın Çevre ve Orman Bakanımız Osman Pepe ile yaptığı söyleşiyi hayretle okuduk.  Sayın Bakan’ın Türkiye’nin Kyoto Protokolü’nü imzalama konusunda 2015 yılına kadar hiçbir şey yapmaması gerektiği hususundaki fikri biri olumlu, diğeri olumsuz iki olasılığı akla getiriyor: 

a) Türkiye pazarlık yapmak istiyor, bu nedenle bu tür menfi ifadeler kullanmaya başladı;

b) Türkiye hiçbir adım atmak istemiyor, boş veriyor. 

İlk olasılık Bakanlığın pazarlık stratejisi hazırladığının işareti.  Umarız durum öyledir, zira Kyoto konuşunda kesinlikle stratejik bir tutumla hareket etmek şart.  Rusya örneği henüz hafızalardan silinmedi.

Kyoto Protokolünü imzalamanın elektrifikasyonumuzu durduracağını düşünmemek lazım. Evet, daha temiz teknolojiler kullanmak, yenilenebilir enerjiye daha çok yatırım yapmak gerekecek. Ancak, bunların tümü kötü şeyler değil ki, aksine, dünyanın en kirli santralları, çok iyi tahmin ettiniz, TEAŞ’ın santralları.  Bu kepazeliği devam ettirmeye çalışmak akılla bağdaşmıyor.

Kyoto konusunda atılacak her adım protokolden sağlanacak faydaları azami dereceye çıkarmaya çalışmaktan geçmeli. Biliyorsunuz, Kyoto’yu imzalama konusunda Rusya Federasyonu  en uzun pazarlığı yaptı, (ama zaten onlar her zaman her konuda en uzun pazarlığı yapabilen, en çok istediğini koparabilen bir millet, diplomatlarımıza bir sorun) ve bir çok ilgili ilgisiz, gelecek kazanımı garantilemeden önce Kyoto’ya evet demedi. 

Bakanlık Kyoto’ya pazarlıksız evet demeyecekse, şu kritik sorular akla geliyor: 

“Pazarlık yapmaya hazırlanıyorsunuz, bunun için dünya kalitesinde bir ekip oluşturdunuz mu?  Kyoto’ya katılmakla katılmamak arasındaki kâr/zarar hesabını yaptınız mı, 35 milyar dolarlık rakam nasıl hesaplandı?   

İki yıl önce şu andaki Bakanlığın üst ekibi ile tanıştığımda kendilerine şu acizane tavsiyem olmuştu: Türkiye’nin Kyoto’nun ‘kirletici ülkeler’ listesinden çıkarılması için, evet, zorlu ama kazanılabilir bir hukuksal savaş açmanın çok yararlı olacağı konuşunda. Dünya üzerinde bunu yapmış bir sürü ülke örneği var, başkalarının hata ve akıllarından ders alarak hareket edilecek, proses oldukça kolay bitirilebilecekti, Türkiye’nin kendi şartları ve hakları dahilinde ‘kirletmeyen ülke’ statüsü çabuk alınırdı. Hiçbir şey yapmamayı tercih ettiler.

Gerçek şu ki, kirleten ülke olarak Türkiye birçok iklim fonuna para yatırmak zorunda. Zaten GEF Fonu’na (Global Environment Facility), Prototip Karbon Fonu’na, bu fonlar dahilindeki iklim projelerinden hiçbir kuruşluk yararlanamadan 10 yıldan beri (BM iklim Değişikliği Konvansiyonunu 2004’e kadar imzalamadığı için) Dünya Bankası ile yapılan anlaşma uyarınca her yıl payına düşen fon ödemesini yapıp durmuştu.  

Kirleten ülke ile kirletmeyen ülke statüleri arasındaki en büyük fark, iklim projelerinin maliyetlerini karşılamada yatıyor: kirleten ülkelerin yatırım payı bu projelerde oldukça yüksek, çok-taraflı yatırım fonlarının maliyetin büyük kısmını karşılamasına rağmen. Kirletmeyen ülkeler ise çok düşük proje maliyetiyle de iklim projelerine hem uygulama alanı oluyor, hem de katmer katmer projelerin doğurduğu dolaylı ekonomik faaliyete sahip olabiliyor.  Bakanımızın ekonomiye maliyeti hakkındaki düşüncesi doğru, ancak büyük resme baktığımızda bu maliyetin kazanılandan çok daha düşük olacağı görülüyor. 

Öyle bir iklim projesi düşünün ki Orman Genel Müdürlüğü tarafından gösterilen bir ormanlık araziyi (hani şu bomboş kalmış, orman vasfı sadece kağıt üzerinde olan) 100 yıllığına bir özel ağaçlandırma projesi olarak Kyoto Anlaşması çerçevesinde bir kirleten ülkeye karbon kredisi satmak üzere geliştirmek üzere emanet ediyor.  Dünya üzerinde böyle yüzlerce proje var artık ve tüm projelerin en önemli ortak yanı, ekonomik faydaların yanında fakir topluluklara olağanüstü sosyal fayda getirdikleri. Şirketim birkaç Latin Amerika projesini ABD Enerji Bakanlığı adına incelemişti.

Bunlar:

1) Hidroelektrik santral projeler

2) Biomass enerji projeleri

3) ‘EcoHousing’ teknolojisi ile sosyal konut projeleri (güneş enerjisi kullanmak ve örneğin, evleri dağ yamacına yaslamak gibi değişik mimari özelliklerin uygulandığı tasarımlarla yakıt ihtiyacını asgariye indiren konutlar)

4)  Fakir kasabaların uzun ömürlü CFL lambalarla donatılması

5)  Yüksek performanslı ısı yalıtımlı sosyal konut projeleri  

6)  Ağaçlandırma projeleri

7) Çabuk büyüyen ve tuzlu suda yetişen halophyte bitki (‘Salicornia’ bitkisi) çiftlikleri

8) Araçlarda CO emisyonunu sıfıra indiren monitörler

9) Araçlarda etanol kullanımı uygulamaları idi.

Gördüğünüz gibi hemen her alanda iklim projeleri yapmak mümkün.  Tüm bu projeler %40’a yakın oranda iklim değişikliği fonlarından (DB Prototip Karbon Fonu ve ülkelerin kendi karbon fonları) yararlanmış, kirleten ülkelerin %60’ini finanse ettiği oluşumlar.  Uygulama ülkeleri Meksika, Brezilya, Costa Rica, Bolivya, Güney Afrika. Projelerin direkt faydalarının yanında (yeni iş sahaları ve ülkeye karbon kredi satışından enteresan gelir) şu dolaylı faydalar sağlıyor:

1) ülkeye yeni teknoloji transferi

2) yan sanayide sağlıklı gelişme

3) köyden kente göç sıfıra iniyor

4) yan sanayinin (örneğin, ağaçlandırma projelerinde kerestecilik, suntacılık, mobilyacılık sahaları gelişiyor) yanısıra refahla gelen başka ekonomik faaliyetler de gelişiyor

5) ecoturizm gelişiyor

6) okullar açılıyor, daha çok çocuk eğitim görüyor

7) altyapı düzeliyor

8) Fakir topluluklar vergi veren, geleceğe büyük umutla bakan insanlar haline geliyor

Bunlar sadece dolaylı faydalardan bazıları. Tabii, hemen tümünün esas amacının karbon özümseme olduğunu unutmayalım.

Kyoto Protokolü ‘too good to be true’ (inanılmayacak kadar iyi görünen) bir uluslararası anlaşma. Nacizane fikrim şu ki, ülkemizin iklim projelerini geliştirmek ve uygulamak için harcayacağı para, protokolü imzalamamakla kaybedileceklerin yanında devede kulak misali çok düşük bir maliyet.  Bu maliyetin seve seve sırtlanması lazım. Neredeyse gözden kaçan bir faydası daha var bu maliyetin: çıplak Anadolu’nun tekrar yeşermesi  demek bu projeler. Yerel ekonomide domino etkisi yaratan tüm bu yatırımları biran önce kazanmak gerekir.  

Protokolü imzalamadan önce iyi bir pazarlık yapmakta çok büyük yarar var, projelerin hemen tamamının ülkeye en düşük maliyetle yaptırılması mümkün, öyle ki İngilizce’deki ‘bankaya kadar gülmek’ deyimini kullanacak kadar çok fayda sağlamak. Ruslar bunu yaptılar, çok büyük bir kirletici ülke olmasına rağmen Kyoto imzasından önceki pazarlıkta olağanüstü haklar edindikten sonra imzayı attılar.  

Türkiye de bu İklim Değişikliği Anlaşması konusunda bir strateji hazırlamalı ve harfiyen uygulamalıdır. Masaya çok hazırlıklı oturmak lazım, ülkeyi 20 yıl önceki bilgisayar çöplüğü gibi çevre konusunda da teknoloji çöplüğüne döndürmemek için ciddi pazarlık etmek şart.  Ancak saat tıklıyor, biran önce Kyoto’nun nimetlerinden faydalanmak üzere hareket etmek şart.

Nalan GaIner

President

PT Consulting Co.

1825 Eye Street, NW

Washington, DC 20006

Telephone:1 (202) 828 - 6286

Mobile: 1 (202) 315 - 6095

Fax: 1(301) 598 - 0796 

Web: www.gainer-industries.com

 

Merkez
Kuleli Sokak No:87 Daire:2, 06700 G.O.P./ANKARA

Tel: +(90) 312 436 95 98 - Faks: +(90) 312 436 95 98

Elektronik posta: ressiad@ressiad.org.tr