Yönetim Mevzuat Tüzük İletişim   22.11.2017

AK Enerji
AKÖZ Grubu
BAYINDIR Holding
BEREKET ENERJİ
BİLGİN ENERJİ YATIRIM HOLDİNG
BOREAS ENERJİ
Borusan EnBW Enerji Yatırımları ve Üretim A.Ş.
ÇALDERE
ÇİMTAŞ ÇELİK İMALAT MONTAJ ve TESİS A.Ş.
Das Mühendislik ve Enerji Yatırımları A.Ş.
ENİMEKS
Epuron GmbH
ERKO Şirketler Grubu
GALKON
GÜNGÖR ELEKTRİK
GÜRİŞ İnşaat ve Mühendislik A.Ş.
HAREKET Proje Taşımacılığı ve Yük Mühendisliği A.Ş.
HEXAGON Danışmanlık ve Ticaret A.Ş.
HİDRO DİZAYN
KARESİ ENERJİ A.Ş.
LNG Process A.Ş.
MASTER DANIŞMANLIK MÜMESSİLLİK VE TİCARET  A.Ş.
OZG Enerji İnşat Taahhüt Sanayi ve Ticaret A.Ş.
PERFECT WIND
RES ANATOLIA
SANKO ENERJİ
SOYAK Holding
TÜRKERLER İnşaat
USLUEL A.Ş.
Vestas Türkiye
YENİGÜN İnşaat
YILDIRIM GRUP
ZORLU Holding
© 2005 RESSİAD
 
Makaleler
Yenilenebilir enerjinin geleceği (The future of renewable energy) 16.12.2004

Dr. Gürcan GÜLEN
- 00.00.0000
Senior Energy Economist
Center for Energy Economics
Bureau of Economic Geology-
University of Texas – Austin
gurcan.gulen@beg.utexas.edu
 

 

Geleceğimizin yenilenebilir enerji olduğu muhakkak. Son zamanlarda, hem jeopolitik hem de çevre kirliliği ile ilgili endişeler, başta Çin olmak üzere kalkınmakta olan ülkelerde yaşanan hızlı talep artışı, ve Suudi Arabistan dahil petrol zengini ülkelerin rezervleri ve üretim kapasiteleri hakkında artan şüpheler, yenilenebilir enerji kaynak ve teknolojilerine verilen önemi arttırdı.  Ama, bu kaynak ve teknolojilerin yüksek maliyetleri ve sistem entegrasyonları ile yaşanan teknik sorunlar, hükümet desteklerini gerekli kılıyor.  Bu desteklere rağmen, bu kaynak ve teknolojilerin katkısının ne kadar olacağını tahmin etmek ise oldukça zor.
 
Petrol krizi ve yenilenebilir enerji:
 
1970’lerde yaşanan petrol fiyat şokları ve aynı yıllarda ciddiyeti ve boyutları iyice anlaşılan çevre kirliliği, alternatif enerji kaynakları ve üretim teknolojileri için hükümetlerce verilen desteğin arttırılmasına neden olmuştu.  Özellikle, yenilenebilir enerji önem kazanmıştı.  Bunların içinde, rüzgâr, güneş, biyokütle, jeotermal, etanol (mısır ve şeker kamışı gibi ürünlerden elde edilen ve benzinle karıştırılan bir yakıt) kaynakları ve bu kaynakları enerjiye dönüştüren teknolojiler en çok desteği görmüştü ve halen de görmekteler.  Milyarlarca doları bulan ve araştırma fonları, vergi indirimleri, vb şekillerde üniversitelere, laboratuarlara ve bu teknolojilere yatırım yapan şirketlere (ve çiftçilere) ulaşan bu destek, 30 yıl sonra bakıldığında bu teknoloji ve kaynakların tüketim payını pek arttırmış değil. 
 
Dünyanın yeni gözdesi: rüzgâr elektrik santralları
 
Hidroelektrik ve rüzgâr:
Hidroelektrik santraller haricinde, ciddi oranda enerji üretimine katkıda bulunduğu söylenebilecek tek yenilenebilir kaynak rüzgâr santralleridir.  Bunların da elektrik üretim kapasitesine en büyük katkısı %10-15 gibi bir oranla Danimarka ve Almanya’da görülmektedir (üretime katkıları ise bazı bölgelerde %25’e kadar çıkmakla beraber ülke genelinde %10’un altındadır).  Danimarka hükümetinin yıllarca rüzgâr santrallerine çok büyük destek verdiği bilinmektedir. Rüzgâr teknolojisinde dünya lideri şirketlerin başında da Danimarka şirketleri gelmektedir.  Dünya genelinde bakıldığında ise, hidroelektrik üretimi hariç, diğer bütün yenilenebilir kaynakların elektrik üretimine katkısı %2’den az. Toplam enerji tüketimi içindeki payları ise %1’den az.
 
 Hidroelektrik dışında tek ciddi kaynak rüzgâr
 
Gene de son yıllarda özellikle rüzgâr santrallerinin sayısında önemli artışlar gözlenmektedir. Rüzgâr santrallerinin maliyetleri önemli oranlarda düştü (kWh başına 4-5 cent) ve iletim sistemine bağlantı maaliyetlerinin de sistem genelinde dağıtılması ile (ki bu önemli bir sübvansiyondur) bu santraller rekabete açık ortamlarda bir parça da devlet kredilerinin yardımları ile ekonomik olarak inşa edilir hale geldiler. 
Dünya genelinde, 2000 yılında 3.800 ve 2001 yılında da 6000 MW’lık rüzgâr kapasitesinin kurulduğu tahmin ediliyor.  Son yıllarda rüzgâr santrallerine en çok yatırımı yapan Almanya, 2000-02 yıllarında da toplam yaklaşık 7400 MW ile birinci sırayı aldı.  Almanya’yı ABD, İspanya ve Danimarka takip ediyor.  Gelişmekte olan ülkeler arasında ise Hindistan ilk beşe girmeyi başarmış.
 
AB ve ABD’de durum:
 
Bu ülkelerin hemen hepsinde yenilenebilir kaynaklar ve özellikle rüzgâr santralleri için hem maddi hem de kanuni destekler mevcut. Örneğin, Avrupa Birliği’nin (AB) Eylül 2001’de yayınladığı Renewable Directive, 2010 yılında yenilenebilir kaynakların elektrik üretimi içindeki payının %22 ve toplam enerji tüketimi içindeki payının da %12’ye çıkarılmasını hedefliyor.  2001 yılı için bu oranlar sırası ile %14 ve %6.  ABD’de, federal bir hedef henüz belirlenmemiş olsa da, eyaletler elektrik sektörlerini yeniden yapılandırırken kendi hedeflerini belirliyor. Örneğin, Teksas’da 1999 Mayıs’ında çıkarılan elektrik kanunu 1 Ocak 2009 yılına kadar 2000 MW’lık yenilenebilir kapasitenin kurulmasını öngörmüştü.  Kaliforniya’da yeni çıkan bir kanun 2017 yılına kadar elektrik üretiminin %20’sinin yenilenebilir kaynaklardan sağlanmasını şart koşuyor. Maine’de ise bu oran %30.
 
ABD’de program:
 
ABD’de uzun zamandır devam eden ve yenilenebilir kaynaklardan üretilen elektrik için yaklaşık 1.5 cent/kWh değerinde bir vergi kredisi içeren bir de federal program var.  Kredi enflasyona endeksli olduğu için bugünkü değeri 1.8 cent.  Bu programın Kongre tarafından birkaç yılda bir yenilenmesi gerekiyor.  Geçen iki yıl içerisinde Kongre’de yeni bir enerji kanunu geçirilmesi için yapılan tartışmalar sonuçsuz kaldığı için, bu kredinin yenilenmesi de risk altına girmişti.  Fakat, bazı temsilciler krediyi başka bir vergi kanununa ekleyerek geçirmeye çalışıyorlar.  Başta Kaliforniya ve Kuzeydoğu eylaletleri olmak üzere, benzer vergi kredisi programları birçok eyalette de var.
 
İkinci Bush Hükümeti ve yenilenebilir enerji:
 
İkinci Bush hükümeti sürecinde, ABD’de federal seviyede yenilenebilir kaynakları destekleyecek büyük bir gelişme beklenmemeli. Cumhuriyetçilerin hem Temsilciler Meclisi’nde hem de Senato’da çoğunluğu sağlamaları, geçen dönem geçirilemeyen enerji kanununun bu sefer daha fazla şansı olduğuna işaret ediyor. Bu kanunun taslağı, her ne kadar yenilenebilir kaynak ve teknolojileri destekleyen ve enerji tüketiminin azaltılmasına yönelik maddeler içerse de, 2001 yılının Mayıs ayında yayınlanan Bush yönetiminin Ulusal Enerji Politikası’nda olduğu gibi, daha çok üretimin arttırılmasını önde tutan bir kanun izlenimi veriyor.
Bütün federal ve eyalet destek programlarına rağmen, yenilenebilir teknolojiler son 2-3 sene içerisinde doğal gaz fiyatlarının aşırı artması sonucu oluşan fırsattan büyük oranda faydalanamadılar. Artan fiyatlardan tüketicileri korumayı ve gerekli üretim kapasitesi yatırımını garantilemeyi hedefleyen düzenleyici kurullar uzunca bir aradan sonra kömür santrallerini onaylamaya başladılar.  Hatta neredeyse 30 senelik bir aradan sonra, yeni nükleer santral kurulmasını bile tartışanlar var.  Hem kömür hem nükleer santraller Bush’un Enerji Politika dosyasında savunulan teknolojiler.
 

Karada ve denizde rüzgâr santralları yayılıyor

Eyaletler içerisinde ise AB politikaları ile daha tutarlı politikaların devam etmesi beklenmeli. Özellikle Kaliforniya yenilenebilir teknolojilere verdiği direkt destekler ile ve ülkedeki en yüksek emisyon sınırlamaları ile indirekt olarak lider rolü oynamaya devam edecektir. Ama, Kaliforniya’nın bazı uygulamalarının federal hükümetin işine karışma olarak görülmesi yüzünden hayata geçirilmesi zor olabilir. Diğer yandan, Teksas’ın yenilenebilir enerji programının başarısı ve diğer eyaletler tarafından örnek alınması, bu petrol ve doğal gaz zengini eyalette bile bakış açısının değişmeye başladığının bir işareti.  Gene de kısa vadede, AB yenilenebilir teknolojiler açısından ABD’den daha atak bir politika takip etmeye devam edecektir. Özellikle, Kyoto anlaşmasına taraf ülkelerin yenilenebilir teknolojilere yatırımının artması beklenmeli.

 

Merkez
Kuleli Sokak No:87 Daire:2, 06700 G.O.P./ANKARA

Tel: +(90) 312 436 95 98 - Faks: +(90) 312 436 95 98

Elektronik posta: ressiad@ressiad.org.tr