Yönetim Mevzuat Tüzük İletişim   16.01.2018

AK Enerji
AKÖZ Grubu
BAYINDIR Holding
BEREKET ENERJİ
BİLGİN ENERJİ YATIRIM HOLDİNG
BOREAS ENERJİ
Borusan EnBW Enerji Yatırımları ve Üretim A.Ş.
ÇALDERE
ÇİMTAŞ ÇELİK İMALAT MONTAJ ve TESİS A.Ş.
Das Mühendislik ve Enerji Yatırımları A.Ş.
ENİMEKS
Epuron GmbH
ERKO Şirketler Grubu
GALKON
GÜNGÖR ELEKTRİK
GÜRİŞ İnşaat ve Mühendislik A.Ş.
HAREKET Proje Taşımacılığı ve Yük Mühendisliği A.Ş.
HEXAGON Danışmanlık ve Ticaret A.Ş.
HİDRO DİZAYN
KARESİ ENERJİ A.Ş.
LNG Process A.Ş.
MASTER DANIŞMANLIK MÜMESSİLLİK VE TİCARET  A.Ş.
OZG Enerji İnşat Taahhüt Sanayi ve Ticaret A.Ş.
PERFECT WIND
RES ANATOLIA
SANKO ENERJİ
SOYAK Holding
TÜRKERLER İnşaat
USLUEL A.Ş.
Vestas Türkiye
YENİGÜN İnşaat
YILDIRIM GRUP
ZORLU Holding
© 2005 RESSİAD
 
Haberler
Özel sektörün ilk HES'i Birecik A.Ş.'de görev değişimi: Suya yön verdiren efsane Genel Müdür Yüksel Onaran emekli oldu, yerine enerji sektörünün deneyimli yöneticilerinden Sami Sevinç geldi 05.06.2006
 
Zeugma’ya hayat öpücüğü
kondurtan adam:
YÜKSEL ONARAN,
21’inci yılda görevini devretti...
 
 
Prof. Dr. Mustafa Özcan ÜLTANIR
 
 
Bu yazımda, GAMA Holding A.Ş.’ye bağlı GAMA ENERJİ A.Ş.’nin ilişkili şirketlerinden biri, Birecik Baraj ve Hidroelektrik Santralı Tesis ve İşletme A.Ş.’deki Genel Müdürlük değişimi nedeniyle düzenlenmiş kokteyle, biraz değişik biçimde değineceğim. Yerli ve yabancı özel sermayenin yanısıra, kamu sermayesini de içeren ve yönetiminde kamunun da söz sahibi olduğu bir özel şirket, kısa adıyla Birecik A.Ş. Fırat’ın suları boşa akmasın, enerjiye dönüşsün diye, Birecik Projesi ile Fırat’a bir gem daha vuran şirketin 21 yıllık yöneticisi Yüksel Onaran bu yazımın kahramanı.
 
İsmet Paşa, Cumhurbaşkanlığı döneminde, 40’lı yılların başlarında bir Güneydoğu gezisinde, Diyarbakır’da cep defterine, “Buraya su mühendisi lazım” diye not düşmüş. 9’uncu Cumhurbaşkanımız Demirel bunu bana söylerken, kendi eseri olan GAP Projesini kastederek, o su mühendisi onlarca yıl sonra oraya gidebildi demişti. 40’lı yıllarda Türkiye’nin su mühendisleri yok denilebilirdi, çok şükür  artık pek çok su mühendisimiz var. Yüksel Onaran da Türkiye’nin refahı için akarsulara gem vuran mühendislerimizden. Kokteylde Yüksel Bey ile birlikte konukları karşılayan GAMA Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Erol Üçer de o su mühendislerinden. Salona eşimle birlikte adım atarken, önce Erol Üçer’e bir hizmetinin yanlış değerlendirilmesinden hak etmediği durumla karşılaşmış olması nedeniyle geçmiş olsun diyordum. Ülkemizde serbest piyasadan övgüyle söz edilir, ama her ne hikmetse özel sektörün hizmetleri öküzün altında buzağı aranarak değerlendirilir…
 
Bu yazıyı başkanı olduğum RESSİAD’ın internet sitesine hazırladığım yazılardan farklı bir anlayışla yazıyorum. Sanki, Dünya gazetesinde geçmişte her Perşembe yazdığım “Enerji Platformu” köşeme ara verilmemiş, ya da sanki Yayın Koordinatörü olduğum Dünya ENERJİ dergime de ara verilmemiş de o ayki Gündem makalemi yazıyormuşum gibi. “Hocam, bu havaya nereden kapıldın?” diyebilirsiniz, yanıtlayayım: Öncelikle, hepsi çok saygın okurlarım yazılarımı özlediklerinden…
 
29 Mayıs 2006 akşamı, Ankara Hilton’da GAMA Holding’in ve Birecik A.Ş. konuklarının yer aldığı kokteylde, Sayın Yüksel Onaran’a eşimle birlikte merhaba dediğimizde, bana, “Geçmişte hep doğruları yazdın. Yazılarını özlüyoruz. Bunların çarpık anlayışla en iyi mücadeleyi sen yapabilirsin, bu sektörün senin yazılarına ihtiyacı var” deyiverdi. O akşam kokteylde, daha önce çok yerde duyduğum gibi, dergimin ve gazetedeki köşe yazılarımın eksikliğini pek çok dostum defalarca vurguladı, sağolsunlar. Gazete ve dergi, savunacağı fikri olan yazar için silahsa, ne yazık ki 21 ay önce o silah benim elimden ara verme diye alındı. Kimlerin baskısı sonucu ya da kimlerin özel hatırı için alındı, bilmiyorum. Ben artık silahsız Don Kişot’um, fakat inancım doğrultusunda serbest piyasa ve özel sektörün savunulmasını değişik platformlarda gönüllü sürdürüyorum.
 
Birecik HES’in açılışına katıldıktan sonra, 7 Aralık 2000 tarihinde Dünya gazetesindeki Enerji Platformu köşemde, “Zeugma’ya Hayat Öpücüğü Konduran: BİRECİK Baraj ve Hidroelektrik Santralı” başlıklı makalem yayınlanmıştı. O makalenin ilk iki paragrafında şöyle demişim:
 
“Kelaynak kuşlarının ana vatanında, Fırat’a bir gem daha vuran Birecik Baraj ve Hidroelektrik Santralı, erken üretime başladı. Yapımı sırasında baraj gölü altında kalacak alanda kesilen fıstık ağaçlarından birinin kökü çıkarılırken, arkeolojik Zeugma bulundu. Birecik Barajı olmasa, bugün Zeugma olmayacaktı. Zeugma’ya hayat öpücüğünü veren Birecik Baraj ve Hidroelektrik Santralı’dır.
 
Birecik Barajı hariç, diğer bütün büyük barajlarımızın bendinin üzerinde kocaman DSİ yazar. Atatürk Barajı’nda olduğu gibi, DSİ bu yazının büyüklüğü ile de övünür. Birecik Barajı bendinin üzerinde DSİ yazmıyor ama, ilk defa ay-yıldızlı al bayrağımız işlenmiş. Birecik Barajı, özel sektörün, yerli-yabancı sermayenin, kamu sermayesi katkısı bulunan konsorsiyumun, YİD modeli ile gerçekleştirdiği bir santral. YİD modelinin ilk ve en büyük projesi. Belki de YİD modeli kaldırılmak istendiğinden, böyle ikinci bir büyük proje ortaya konamayabilir.”
 
Sen misin bunu yazan!... Yayınlanınca, çok değerli dostum ve arkadaşım, ama o gün için bürokrat, daha doğrusu DSİ Genel Müdürü olan Prof. Dr. Doğan Altınbilek telefonla aradı. “Kardeşim yazılarını okumadığımızı sanıyorsun, Birecik ne, Fırat’ın üzerindeki diğer barajlar ne ve DSİ hangi dev eserleri yapıyor, niye onlara değinmiyorsun?” diyordu. Doğan Hoca’yı çok severim, DSİ’nin 44 yılda yaklaşık 9 bin megavat’lık  HES kurabildiğini, oysa daha sırada bekleyen on binlerce megavatlar olduğunu ve bunları DSİ’nin değil, özel sektörün kuracağına inancımı söylediğimi hatırlıyorum. Gerçi sevgili Doğan Hoca da benim bu inancıma katılıyor şimdi. Biz tekrar 29 Mayıs 2006 akşamı kokteyle dönelim, Yüksel Onaran’ın emekliliğe ayrılışı nedeniyle düzenlenen veda kokteyline.
 
Birecik HES, Zeugma’ya hayat öpücüğü kondurduysa, o öpücüğü kondurtan adam, suya yön verdiren adam, hiç kuşkusuz Yüksel Onaran idi. Bu efsane adam bayrağı devrederken, “suyun yön verdiği 21. yıl: 1985/2006 diye çok değerli bir broşür düzenleyip bastırmış. Birecik’in yapım öyküsünü resimlerle anlatan, emeği geçenlerin adlarını taşa kazırcasına sıralayan bir broşür. Yılların yüksek mimar ve mühendisi Onaran, broşürün önsözüne şöyle başlamış:
 
Yüksel Onaran, kokteylde plaket töreni öncesi veda konuşmasını yaparken
 
“Sevgili Dostlarım, Çalışma Arkadaşlarım… Birecik Projesi’nin Türkiye’nin enerji yatırımları içinde ayrıcalıklı bir yeri vardır.
 
Yerli ve yabancı sermaye ile gerçekleştirilen ilk büyük baraj ve hidroelektrik santraldır. Öngörülen yapım süresinden önce ve kesin keşfinden daha aşağı maliyetle bitirilen ilk barajdır.
 
Birecik Projesi’ne başladığımız tarihten bu yana 21 yıl geçti. Bunun 10 senesi anlaşmaların hazırlanması ve finansman temini çalışmalarına ait, 5 senesi inşaat ve tesis çalışmaları, son 5 sene de işletme/üretim dönemi…
 
Bu üç aşamada projenin gerçekleşmesine çok önemli katkılar sağlayan sizlere teşekkür etmek ve duygularımı da sizinle paylaşmak istedim… Asla unutmayacağım kurum, kuruluş ve bireylerin isimlerine bu broşürde alfabetik sıra ile yer vermek istedim. Projeye yıllarını veya günlerini verenler, meslekleri ve makamları, tıpkı bir duvarın eş tuğlaları gibi hiçbir ayrım yapılmaksızın aynı formda bir mermer anıta yazılırcasına sıralandı…”
 
Böyle diyor ve devam ediyor suya yön verdiren, Zeugma’ya hayat öpücü kondurtan o ihtiyar delikanlı, kurt mimar mühendis adam, Onaran. Broşürde, tarihi resimlerden sonra, Birecik Barajının inşasında ve gerçekleşmesinde emeği geçenler diye, plaket resimleri üzerinde isimler sıralanmış, tam 221 isim. Kurum ve kuruluşlar bir yana, yerli, yabancı uzmanlar, 9’uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, başbakanlar ve bakanlar, genel müdürler, kısacası pek çok değerli isim ve bunların arasında bir plaket de bendenize ayrılmış, 124’üncü plakette Özcan ÜLTANIR yazıyor, yani 221 isimden biri de benimki, doğrusu benim için hem büyük sürpriz ve hem de çok büyük bir onur.
 
Birecik Projesi’ni yazılarımla hep inanarak savundum, sözde pahalı elektrik diye kötülemek isteyenlere karşı. Gazetelerde yüzeysel bazı raporlara dayanılarak kötülenen, mahkeme duvarları arasında tartışılan, işadamı, bürokrat ve siyasileri hesaba çeken davalara konu olan projeler arasında, ne yazık ki hak etmediği halde Birecik Projesi’nin de çokça adı geçti ve yıpratılmaya çalışıldı!...
 
Karşılıklı sevgi ve saygımızın özel olduğu değerli Bakanım Hilmi Güler, kazara bu yazımı okursa ya da haberdar olursa anımsayacaktır, Bakanlığının ilk altı ayı içerisindeki özel konuşmalarımızdan birinde, makam odasında kahve içerken, “Sayın Bakanım, yap-işlet-devret projelerine karşı çıkıyorsunuz, her ne kadar siz  bu karşı çıkışınızı bazı devlet kuruluşlarının bence sözde kalan raporlarına dayandırıyorsanız da, ben buna siyasi karşı çıkış diye bakıyorum, ancak karşı çıkamayacağınız, karşı çıkmamanız gereken bir proje var, Birecik Barajı. Bir kere projenin büyük ortağısınız, yüzde 30’u EÜAŞ’a ait, bu nedenle müsteşarınız Birecik şirketinin Yönetim Kurulu Başkanı. Ayrıca, bazıları sansasyon peşinde haksız suçlama ve eleştiriler yapsa da, şirketin içindesiniz, maliyetini, finansmanın geri dönüş koşullarını iyi biliyorsunuz. Yine de elektriğin fiyatı yüksek diyorsanız, bunun sorumlusu Bakanlığınız ve kamu olmuyor mu?” demiştim. Bunu ilk kez burada açıklıyorum.
 
Birecik A. Ş.’nin bugünkü Yönetim Kurulu Başkanı ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müsteşarı, samimi dostum Doç. Dr. Sami Demirbilek, Birecik Projesinin efsane adamı Yüksel Onaran’a plaket vermek üzere sahneye çıkarken, Birecik A.Ş.’nin yeni Genel Müdürü arkadaşım Sami Sevinç’e fısıldayarak sordum, “şu anda satış fiyatınız ne kadar?” diye ve “4.5 cent hocam” yanıtını hemen aldım. Bunu Birecik’in elektriği pahalı diyenlere ithaf etsem mi acaba?
 
Müsteşarımız Sami Demirbilek, anı plaketini Yüksel Onaran’a verip kürsüden inerken, o akşam daha önce görüşmediğimiz için kendisine merhaba dedim, eşimle de tanıştırdım ve ekledim. “Sayın müsteşarım acaba size ne zaman plaket vereceğiz?” Dostum Demirbilek eşime dönerek, “Bakın beni göndermek istiyor!...” diye şikayet etti ve gülüştük. Oysa, ben göndermeyi aklımdan bile geçirmemiştim. Benim aklımdan geçen, yap-işlet-devret projeleri bu hükümet döneminde yönetimden haksız eleştiriler alırken, Doç. Dr. Sami Demirbilek’in müsteşar kimliğinin üzerine çıkarak, bilim adamı kimliği ile suyu yönlendiren adamı övgüyle kutlamasından ötürü, kendisine verilmesi düşünülebilecek olan takdir plaketi idi. Ben bunları düşünürken dostum Demirbilek eşime, “Özcan Beyi bundan sonra yazılarından dolayı artık size şikayet edeceğiz hanımefendi” diyordu. Bu espri düşündürücü!... Dergim ve gazetedeki köşem, "kapatma" kelimesini hak etmediği için kullanmak istemiyorum, Dünya yönetiminin o gün için bana söylediği, "ara verme" diyorum. Samimi dostum Demirbilek’in sözleri, ara verilmezden önceki yazılarımdan ötürü, en hafif deyimiyle Bakanlığın duyduğu rahatsızlığın ve silahsız Don Kişot kalmamdaki olası etkinin itirafı mıydı acaba?
 
Müsteşar Doç.Dr. Sami Demirbilek, Yüksel Onaran’a anı plaketini verdikten sonra
 
Mühendislik diplomamı ve ekonomistlik diplomamı iki ayrı üniversiteden almıştım, ama gazetecilik için diploma aldığım üçüncü bir üniversite olmadı. Gazetecilikte çıraklıktan ustalığa geçebildiysem eğer, bunu Yüksel Onaran’ın da Galatasaray lisesinden dönem arkadaşı olan, gazetecilik hocam Vecdi Kızıldemir’e borçluyum. Dünya Enerji dergisinde ve Enerji Platformu köşesinde çıkan yazılarımı yıllarca okuyup düzelten, önerileri ile yazılarımı geliştirten hocama bu yazımı da göndereceğim, böylece Yüksel Beyin kendisine selamını da iletmiş olacağım. Bakalım “yine edebiyat parçalamışsın” diye eleştirecek mi, yoksa “kalemi kullanmayı iyi öğrenmişsin, dokunduruyorsun” mu diyecek? Bilemiyorum, ama Yüksel Beyin hatırı için yine doğru bir şeyler yazdığımı sanıyorum.
 
Evet, Birecik A.Ş.’nin görev değişimi kokteylinden kalan anılarım bunlar, hepsi bu kadar da değil, üç çalgıcının sadece enstrümantal seslendirdiği gecenin rengi olan nefis müziği unutmak mümkün mü, hele o keman sesini…
 
Not: Vecdi Kızıldemir hocam yazımı okuduktan sonra telefonda bana dedi ki, "Tümüyle değerlendirdiğimde, eski agresif yazarlığının kalmadığını gördüm. Çaktırmadan iğneliyorsun, esprili bir şekilde. Yazılarını okuyanların artık kirpi gibi dikenleri çıkmayacak. Kalemi ustalıkla kullanmayı öğrenmişsin. Yine de yazında düzeltilmesi gereken bir-iki cümle var". Sonra onları bana not ettirdi ve ben de o kelime düzeltmelerini çok büyük haz duyarak yaptım. Hocam senden ve Yüksel Onaran Bey’den Allah razı olsun, uzun ömür versin. Sizin kuşağın vereceği akla daha çok ihtiyacımız olacak. Yüksel Bey’in önerilerini de yöneticiler değerlendirmeli diyorum (09.07.06).
 

Merkez
Kuleli Sokak No:87 Daire:2, 06700 G.O.P./ANKARA

Tel: +(90) 312 436 95 98 - Faks: +(90) 312 436 95 98

Elektronik posta: ressiad@ressiad.org.tr