Yönetim Mevzuat Tüzük İletişim   16.01.2018

AK Enerji
AKÖZ Grubu
BAYINDIR Holding
BEREKET ENERJİ
BİLGİN ENERJİ YATIRIM HOLDİNG
BOREAS ENERJİ
Borusan EnBW Enerji Yatırımları ve Üretim A.Ş.
ÇALDERE
ÇİMTAŞ ÇELİK İMALAT MONTAJ ve TESİS A.Ş.
Das Mühendislik ve Enerji Yatırımları A.Ş.
ENİMEKS
Epuron GmbH
ERKO Şirketler Grubu
GALKON
GÜNGÖR ELEKTRİK
GÜRİŞ İnşaat ve Mühendislik A.Ş.
HAREKET Proje Taşımacılığı ve Yük Mühendisliği A.Ş.
HEXAGON Danışmanlık ve Ticaret A.Ş.
HİDRO DİZAYN
KARESİ ENERJİ A.Ş.
LNG Process A.Ş.
MASTER DANIŞMANLIK MÜMESSİLLİK VE TİCARET  A.Ş.
OZG Enerji İnşat Taahhüt Sanayi ve Ticaret A.Ş.
PERFECT WIND
RES ANATOLIA
SANKO ENERJİ
SOYAK Holding
TÜRKERLER İnşaat
USLUEL A.Ş.
Vestas Türkiye
YENİGÜN İnşaat
YILDIRIM GRUP
ZORLU Holding
© 2005 RESSİAD
 
Etkinlikler
RESSiAD Yönetiminin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Dr. M. Hilmi GÜLER’i Ziyareti 27.01.2006
RESSİAD Yönetiminin
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı

Sayın Dr. M. Hilmi GÜLER’i ziyareti

25 Ocak 2005
 
 
RESSİAD yönetimi adına Prof. Dr. Mustafa Özcan Ültanır’ın başkanlığında, Genel Sekreter Ü. Tolga Bilgin, Yönetim Kurulu üyeleri Reşat Köymen ve Fatih M. Cavlı, Denetim Kurulu üyesi Levent Erdemir, üyelerimizden Vehbi Bilgin, N. Nadi Bakır ve Ahad Berkin’den oluşan heyetimiz, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız Sayın Dr. M. Hilmi Güler’i 25 Ocak 2005 Salı günü Saat 13.15’de ziyareti ederek, bu nezaket ziyareti kapsamında RESSİAD’ın yeni politikası doğrultusunda, “Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun Tasarısı” hakkındaki görüşlerimizi açıklamışlardır. Değerli Bakanımız Sayın Güler’in ifadesiyle, önemli ve çok yararlı bir görüşme olmuş, taleplerimiz Sayın Bakanımız tarafından makul bulunarak destek görmüştür.
 
 
Soldan sağa: F. Cavlı, N. Bakır, T. Bilgin, R. Köymen, Prof. Dr. Ültanır, Bakan Dr. M. Hilmi Güler,
A. Berkin, V. Bilgin, L. Erdemir
 
Görüşmenin başlangıcında Prof. Dr. Ültanır, Bakanımız Sayın Dr. Güler’e görüşlerimizi içeren bir yazı sunarak, bu yazımızda yer alan görüşleri sözlü olarak da aktarmıştır. Prof.Dr. Ültanır’ın Bakanımız Dr. Güler’e yaptığı sunum şöyle:
 
Değerli Bakanımız,
 
Öncelikle kabulümüz için teşekkürlerimizi arz ederiz. RESSİAD’ın yenilenen yönetimiyle sizi ziyaret etmekten duyduğumuz memnuniyeti belirtmek isterim. Sizin yenilenebilir enerjilere gönülden bağlılığınız bizim için her türlü teşvikten önde gelmektedir. Bunun için mutluyuz ve huzurunuzda kendimizi olağan bir RESSİAD toplantısındaki gibi rahat hissediyoruz. Çünkü, sizi bir fahri başkanımız olarak varsayıyoruz.
 
RESSİAD adına bugün (25.01. 2005 tarihinde) gerçekleştirdiğimiz bu ziyaret, önceki ziyaretlerimizden farklı bir yapıda olmaktadır. Çünkü, RESSİAD artık sadece rüzgâr enerjisini değil, akarsularımız ile tüm hidrolik enerjiyi ve deniz enerjilerini de çalışma alanı içine alan bir kuruluştur. 19 Ekim 2004 tarihinde yapılan olağan Genel Kurul toplantımızda, RESSİAD kısaltılmış adı aynı kalmak üzere, RESSİAD’ın açık adı, “Rüzgar Enerjisi ve Su Santralları İşadamları Derneği” olarak değiştirilmiştir, amaç ve çalışma statümüzü ortaya koyan tüzüğümüzde buna uygun gerekli değişiklikler yapılmıştır.
 
RESSİAD yenilenebilir enerji kaynakları üzerinde ilk kurulan işadamları derneğidir. Bugün üçü holding olmak üzere 19 kuruluşu kapsayan RESSİAD, serbest piyasa koşulunda yenilenebilir enerjilerin rekabetini amaçlayan tek kuruluş olma özelliğini de taşımaktadır.
 
RESSİAD, rekabetçi enerji piyasası koşullarında çalışmayı amaçlayan firmaların ortak platformu olduğu için, yap-işlet-devret (BOT) santrallarının yanında yer almadığı gibi, yeşil elektrik dediğimiz rüzgâr ve hidrolik gibi yenilenebilir kaynaklardan üretilecek elektrik enerjisi için piyasa fiyatının üzerinde fiyat subvansiyonu savunuculuğunu da yapmamaktadır. Sizin Bakanlığınız döneminde pahalı elektriğe ve BOT santrallarına karşı verdiğiniz mücadeleyi takdirle izliyor, sizi destekliyor ve kutluyoruz.  Serbest piyasa yanlısı olarak, yenilenebilir enerji kaynakları arasında, bugünkü teknolojik, ekonomik ve ülkemizin potansiyel koşullarında en önemli iki kaynak olan rüzgâr ve sudan elde olunacak elektrik için ayrıcalıklı ya da subvansiyonlu fiyat değil, diğer birincil kaynaklarla rekabet edebilecek kendine özgü bir piyasa kulvarının oluşturulması gerektiğine inanmaktayız.
 
KANUN TASARISI HAKKINDAKİ TEMEL GÖRÜŞÜMÜZ
 
Temel ilkemiz doğrultusunda, “Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun Tasarısı” bizce yeni bir gözden geçirme gerektiriyor. Söz konusu tasarıda, “Uygulama Esasları” başlığı altında toplanan Madde 6’da yer alan yenilenebilir kaynaktan üretilecek elektriğe farklı fiyat uygulamasını ülke çıkarları açısından yararlı görmemekte, hatta sakıncalı bulmaktayız. Yakın gelecekte Hazine’ye yük getirmesi endişesini de taşımaktayız. Bunun yerine, yenilenebilir kaynakların desteklenmesi için fiyat dışında kalan başka mekanizmaların devreye sokulması gerektiğine inanıyoruz. Önemli olan, yenilenebilir enerji yatırımlarının maliyetini düşürme ilkesinden hareket ediyoruz.
 
Ayrıcalıklı bir fiyat subvansiyonu uygulanması koşulunda, yenilenebilir kaynaklardan üretilecek elektrik için, şu anda Komisyon’daki tasarıdan çıkarılmış olsa da, ikincil mevzuatla kota getirilmesi kaçınılmaz olacaktır. Bu kotanın firmalara dağıtılması ise, ister istemez yeni sorunlar oluşturacağı gibi, yenilenebilir enerji yatırımlarını da sınırlayacaktır.
 
Bugün BOT sorununda yaşanan fiyat pazarlığına dayalı soruna benzer sorunları, subvansiyonlu fiyat-kota ile ilgili sorunları, gelecekte yenilenebilir enerji yatırımcıları olarak kendi santrallarımızda yaşamak istemiyoruz. Bu nedenle, gönülden serbest piyasa koşullarına bağlıyız, ayrıcalıklara karşıyız. Dolayısıyla, söz konusu tasarıdan 6. maddenin tamamen çıkarılmasını, buna karşın aşağıda sözünü edeceğimiz teşvik edici ve destekleyici düzenlemelerin yapılmasını talep ediyoruz.
 
Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun Tasarısı’nın bugünkü haliyle içinde yer alan, DSİ’ye ait santralların EÜAŞ’a devri, BOT’ye ilişkin düzenlemelerin de, kendi kanunlarında yapılacak değişikliklere bırakılarak, bu tasarıdan çıkarılmasını, yabancı yatırımcılara anlaşılır şekilde sunacağımız, yeşil enerjilere yeni bir beyaz sayfa açan, kapsamı adıyla uyumlu bir tasarının kanunlaşmasını diliyoruz. Bugün burada yenilenebilir enerjilerin desteklenmesi açısından önemli gördüğümüz sadece üç konuyu dile getirmekle yetineceğiz. Tasarıda yapılacak düzeltmelerde, RESSİAD çok daha ayrıntılı biçimde katkıda bulunmaya hazırdır. 
 
İZNİNİZLE BİR HAK TALEBİMİZ VAR
 
Bu arada bugün hakkımız olan bir konuda yapılan haksızlığın da tarafınızdan düzeltilmesini talep ediyoruz. Şöyle ki: 
 
Elektrik Piyasası Lisans Yönetmenliği'nin 30’uncu maddesinin son paragrafında aynen; '' Perakende satış lisansı sahibi tüzel kişiler, serbest olmayan tüketicilere satış amacıyla yapılan elektrik enerjisi alımlarında, yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı bir üretim tesisinde üretilen elektrik enerjisi satış fiyatı, TETAŞ'ın satış fiyatlarından düşük veya eşit olduğu veya daha ucuz bir başka tedarik kaynağı bulunamadığı takdirde, öncelikli olarak söz konusu yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı üretim tesisinde üretilen elektrik enerjisini satın almakla yükümlüdürler'' denilmektedir.
 
Bu paragrafta yenilenebilir enerji üretim tesisleri için hem alım garantisi ve hem de fiyat garantisi bulunmaktadır. Fakat, TEDAŞ mevzuatın açık hükmüne rağmen, yenilenebilir enerji alımını, TETAŞ satış fiyatlarının yüzde 10  altında belirlediği fiyat ile yapmaktadır. Yeni çıkarılacak kanunda, yenilenebilir enerji için, TETAŞ satış fiyatının hangi oranda üstünde olacak bir yenilenebilir fiyatı tartışacağımız yerde,  TEDAŞ'ın lisans yönetmenliğine uygun davranarak, TETAŞ fiyatı üzerinden alım yapmasının sağlanması, çok daha pratik bir teşvik olacaktır. Üstelik bu sorun şu anda vereceğiniz bir direktifle halledilebilecek bir konudur. Yenilenebilir enerji kaynaklarına ne kadar inandığınızı ve savunduğunuzu bildiğimiz için, AK Parti programında da geniş bir şekilde yer alan serbest piyasa ilkesi altında, bu çarpıklığı bir an önce düzeltmenizi ve hakkımız olan yüzde 10’un kısa sürede verilmesini talep ediyoruz.
 
ORMAN MEVZUATINI DÜZENLEME İLE TEŞVİK SAĞLANABİLİR
 
Yenilenebilir kaynaklara dayalı enerji üretim tesisleri (özellikle hidroelektrik ve rüzgâr santralları) ağırlıklı olarak orman alanları içerisinde yer almaktadır. Bu tesislerin kurulabilmesi için söz konusu orman alanlarının kullanılabilmesine dair izin alınması gerekmektedir. Yürürlükte olan orman mevzuatı (Orman Kanunu ve ikincil mevzuatı), bu izinlerin verilmesi için çok ağır ve yatırımcıları caydırıcı şartlar içermektedir. Öyle ki, daha santralı kurmadan ve çalıştırmadan, fizibilitedeki yatırım bedeline bağlı olarak ağır peşin ödemeler gerekiyor. Sorun bununla da bitmiyor, lisans süresi sonunda üretim şirketi olarak sahip olunan santral Orman İdaresi’ne kalıyor.
 
Orman alanlarının bedeli mukabili izin ile kullanılabilmesine dair hususlar, 6831 Sayılı Orman Kanunu’nun 17. Maddesi’nin, 17.06.2004 tarih ve 5192 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan son haline göre, “kamu yararı içeren faaliyetler için 49 yıl’a kadar süreyle bedeli karşılığında izin verilebilir. İzin süresinin sonunda tüm bina ve tesisler bedelsiz olarak Orman Genel Müdürlüğü’nün tasarrufuna geçer” denilmektedir. Bu yatırımcı için çok ağır bir hükümdür. Devamında, “İzin şartlarına uygun faaliyet gösterenlerin izin süreleri, tesislerin rayiç değerine göre belirlenecek yıllık bedel ile 99 yıl’a kadar uzatılabilir” denilmektedir, ama üretim şirketi gerçekte sahibi olması gereken kendi santralının rayicine göre bedel ödemek zorunda bırakılmaktadır.  Bunlar yatırımcıları ürkütmekten öte, birim enerji maliyetini artıran veya yatırımcıyı yatırımdan caydıran hükümlerdir.
 
Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun Tasarısı’nın, Orman ve Hazine’nin özel mülkiyetinde ya da Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan alanların kullanımına ilişkin 8. maddesi, sorunumuz konusunda değişiklik getirmiyor.
 
Orman alanları için alınacak bedellere ilişkin oranların yeniden gözden geçirilerek, sadece yenilenebilir kaynak santralları için çok çok azaltılması, mümkünse hiç alınmaması gerektiği inancındayız. Lisans süresi sonunda santral ve mütemmim cüzlerinin Orman İdaresine ya da herhangi bir başka makama kalmaması için de söz konusu 8. maddeye aşağıdaki hükmün eklenmesini tasviplerinize arz ederiz. Bu hüküm teknik açıdan rüzgâr santrallarında herhangi bir örtülmeye (gölgelenmeye) karşı gerektiğinde türbin yeri değiştirebilmek için de gereklidir. Yoksa Orman İdaresi sonunda kendisine ait olacağı gerekçesi ile santralda hiç bir değişikliğe müsaade etmeyebilir.
 
“Maddeye eklenecek fıkra: “Arazi üzerine inşa ve montajı yapılan tesislerin çıplak mülkiyeti lisans sahibi firmaya aittir ve firma, EPDK’dan alacağı yeni izin ve lisanslara uygun olarak, lisans süresi içinde veya sonunda, bu tesisleri sökerek başka bir yere nakledebilir. Lisans süresinin uzatılması veya tesise yeniden lisans verilmesi halinde, araziye ait kira bedeli, aynı esaslara uygun olarak  99 yıla kadar uzatılır.”
 
10 Aralık 2004 tarihinde Çevre ve Orman Bakanı Sayın Osman Pepe’yi ziyaretimizde, Sayın Bakan tüm isteklerimizi haklı bulmuş, bu sorunların çözümü için yenilenebilir enerjilerle ilgili yasal düzenleme geç kalsa bile, Orman Mevzuatı’nda yenilenebilir santrallar için gerekli değişikliklerin hemen yapılmasına taraftar olduğunu ve katkıda bulunacağını söylemiştir. Geçen bir ayı aşkın dönem içerisinde bir gelişme olmaması doğal olmakla birlikte Sayın Bakan’ın verdiği söze uygun davranacağından kuşkumuz yoktur. Ancak, Enerji Bakanımız olarak sizin de bu konunun takipçisi olmanızı diliyoruz.
 
YATIRIM İNDİRİMİ İLE YAPILABİLECEK TEŞVİK
 
Yenilenebilir enerji yatırımlarının desteklenmesi ve özendirilmesi için Gelir Vergisi Kanunu’nda öngörülen “Yatırım İndirimi” kapsamı ve oranlarının özel biçimde  düzenlenmesi de düşünülmelidir. Bu kapsam, yatırım ve en az 10 yıllık üretim faaliyetlerini içermeli ve yatırım indirimi oranı yenilenebilir enerji yatırımları için yüzde 100 (iki kat) daha artırılmalıdır. Üretim süresince vergi muafiyetleri tanınmalıdır.
 
YEŞİL SERTİFİKA UYGULAMASIYLA SAĞLANABİLECEK TEŞVİK
Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun Tasarısı’nda “Yeşil Sertifika” uygulaması ve uluslararası boyutta bir sertifika ticaretine ilişkin bir düzenleme olmayışını büyük eksiklik olarak görmekteyiz. Bu eksikliğin mutlaka giderilmesi gerektiği inancındayız. Kyoto Protokolü ve İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında yenilenebilir enerji üretimine sağlanacak teşviklerin en önemli uygulama yöntemi, Yeşil Enerji Sertifikası uygulaması ve bu sertifikaların ticareti olacaktır.
Bugün basına yansıdığı gibi, dünya bilim adamlarının görüşü 10 yıl sonra dünya iklimindeki olumsuz değişikliğin geri dönülemez noktaya ulaşacağıdır. İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ni imzalayarak Kyoto Protokolünü zımnen kabul etmiş Türkiye’nin, AB sürecinde Kyoto Protokolü’nü de imzalaması kaçınılmaz olup uluslararası Yeşil Sertifika ticareti için bu imzanın bir an önce atılması gerekmektedir. Hükümetimizin bu konuda da cesaretle gerekeni yapacağından kuşkumuz yok. Enerji ve Tabii kaynaklar Bakanlığının yenilenebilir enerjiye verdiği önem dahilinde sertifikasyon uygulamasına geçişin hızlandırılması için önderlik yapması gerektiğine inanıyoruz.
Uluslararası nitelikte sertifikasyon uygulamasının ülkemizde oluşturulması ve işletilmesi amacıyla yapılması gereken hazırlıklar için Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Çevre ve Orman Bakanlığı, EPDK’nın işbirliği ile yürütülecek bu süreçle ilgili yol haritası şeffaf olarak yenilenebilir enerji üreticileri ile paylaşılmalıdır. Bu çalışmada sivil toplum kuruluşlarının yer alması AB ilkeleri gereğidir. RESSİAD olarak bunun için her türlü katkıyı vermeye hazır olduğumuzu belirtmek isteriz.
Sertifikasyon uygulamasından faydalanabilecek yenilenebilir enerji üretim tesislerinin yatırımları ortalama olarak 24 ay süre gerektirmektedir.  Türkiye’nin UCTE’ye üyeliğinin 2006 yılı ortasında gerçekleşeceği göz önünde bulundurularak, sertifikasyon konusunda şeffaf ve süratli bir yol haritası belirlenirse, bu tarihte tesislerini işletmeye açtığında Yeşil Sertifika ticaretinden faydalanabileceğini gören yatırımcılar teşvik edilmiş olacaktır.
Yeşil Sertifika ticareti sayesinde, yenilenebilir kaynaklardan üretilen elektrik enerjisi için yatırımcılarımızın faydalanacağı destek, AB ülkelerindeki alıcılar tarafından karşılanacak ve yenilenebilir enerji üretimi için verilmesi istenen ek centlerle, bizim katılmadığımız subvansiyonlu fiyat desteğinin yükü, T.C. Hazinesi’nin ve Türk halkının üzerinden kalkacak, AB ile paylaşılmış olacaktır.
RESSİAD’ın aktiviteleri ve çeşitli konulardaki görüşleri sürekli güncellenen www.ressiad.org.tr internet sitemizde yayınlanmaktadır. Bugün size sunduğumuz bu yazımız ve görüşmemizde, üyelerimizle sürekli iletişimi hedefleyen interaktif sitemiz de yayınlanacaktır.
Sayın Bakanımız, yukarıda arz ettiğimiz görüşlerimize göstereceğiniz ilgiye, sorunlarımızın çözümü için canı yürekten atacağınıza inandığımız adımlara öncelikle teşekkür eder, saygılarımızı sunarız.
 
Bu sunumdan sonra Sayın Bakanımız Dr. Güler’in “çok yararlı bir görüşme” olarak nitelediği karşılıklı görüş alışverişi yapıldı. Değerli Bakanımız Sayın Dr. Güler, tüm görüşlerimizi makul, ölçülü ve kabul edilebilir buldular. Özellikle piyasa fiyatı dışında subvansiyonlu fiyat istemeyişimizi takdirle karşılayarak, “Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun Tasarısı”nın önünü tıkayan sorunun RESSİAD’ın bu önerisi ile ortadan kalkacağını belirttiler.
 
Üyelerimizin yeni hidroelektrik santral yatırımları Sayın Bakan’a anlatıldı, ayrıca ilk rüzgâr elektriği üretim şirketi olarak anlaşması yapılmış 5-6 ay içinde inşaatına başlanacak santralın temelini atmak için de  Sayın Bakanımız söz verdiler. Söz konusu 30 MW’lık bu rüzgâr santralının yapımına girişilirken ayrıcalıklı fiyat talebinde bulunulmadığı, serbest piyasa koşuluna göre yatırıma girişildiği vurgulandı. Serbest piyasa fiyatı uygulamasının öncelikle verimli ve fizıbıl projelerin gerçekleşmesini sağlayacağı, verimsiz projelerin böylece eleneceği ve yatırımda rasyonelliğin oluşacağı üzerinde mutabakata varıldı.  
 
Bu konuşmalarla RESSİAD’ın proje tacirliği yapanların oluşturduğu sivil toplum örgütlerinden farkı gündeme geldi. Ayrıca, bir hafta önce bir gazetede “YEK Tasarısı bir türlü yasalaşmayınca, Yabancılar Enerjiden Çekiliyor” haberinin doğru olmadığı, burada adı geçen firmaların daha önceki BOT’ciler ve proje ticareti ile uğraşanlardan oluştuğu, konunun kamuoyunu saptırıcı biçimde gazete birinci sayfasına taşınmasının basın etiği ile de bağdaşmadığı dile getirildi. RESSİAD’ın bu tür haksız lobiciliğe bundan böyle kamuoyunu daha geniş çapta aydınlatarak karşı çıkacağı Sayın Güler’e söylendi. RESSİAD’ın bağnaz yenilenebilir enerji savunuculuğu yapmadığı, bu tutumuna örnek olarak nükleer santrallara karşı çıkmadığı ve nükleer enerjiyi desteklediği, ama ne kadar nükleer enerji üretimi hedeflenirse, o kadar yenilenebilir enerji üretiminin de hedeflenmesi gerektiği anlatıldı.
 
Sayın Bakanımız ve  heyetimiz, “Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun Tasarısı’nın gerekli düzeltmeler yapıldıktan sonra kısa zamanda yasalaşması konusunda mutabakatı ile görüşme sona erdi. RESSİAD olarak, Değerli Enerji Bakanımız Sayın Dr. Hilmi Güler’e, yenilenebilir enerji kaynaklarına verdiği önemden, görüşlerimizi olumlu karşılamalarından ve desteklemelerinden ötürü bir kez daha teşekkür ediyoruz.
 
Değerli Bakanımız Sayın Güler’in yenilenebilir enerjiye karşı ilgi ve samimiyetinin, proje tacirleri tarafından istismar edilmemesi, yenilenebilir enerjinin serbest piyasada kendini kanıtlayarak ülkemizde uygulamaya geçmesi, Türkiye’nin çıkarlarına uygun optimal ölçüler içinde kullanılması, yabancı türbin ve ekipman satıcıları için Türkiye’nin gözü kapalı pazar olmaması, ülkemizin sözde yenilenebilir yatırımı diye yenilenebilir çöplüğüne dönüşmemesi için RESSİAD’ın kamuoyunu bilinçlendirme çalışmalarına bundan böyle daha önem vereceği konusunda Sayın Bakan’a verilen söz, RESSİAD’ın önümüzdeki çalışma programını da açıklıyor. Bundan memnun olan Sayın Bakanımız, RESSİAD’ın bu aktivitelerini tümüyle destekleyeceklerini söylediler. Sayın Bakanımız ile görüş birliği içinde olmanın mutluluğunu yaşıyoruz.
 

Merkez
Kuleli Sokak No:87 Daire:2, 06700 G.O.P./ANKARA

Tel: +(90) 312 436 95 98 - Faks: +(90) 312 436 95 98

Elektronik posta: ressiad@ressiad.org.tr